İntegral Teori ve Pratiğe Giriş

İntegral İşletim Sistemi’nin Temelleri ve Tüm Kadranlar Tüm Düzeyler Haritası

Ken Wilber • Çeviren: M. Reşat Güner

Genel Bir Bakış

Son 30 yıl süresince tarihte bir ilk’e şahit olmaktayız: Zamanımızda dünyanın tüm kültürleri elimizin altında. Geçmişte örneğin bir Çinli olarak doğduysanız tüm yaşamınızı tek bir kültürde, tek bir köyde, tek bir evde, küçük bir arazi parçası üzerinde yaşayarak, severek ve ölerek geçirmek zorundaydınız. Fakat günümüzde yalnızca bir kıtadan diğerine gidebilmekle kalmıyor, aynı zamanda gezegenimizdeki bilinen her kültürü sanal olarak inceleyebiliyor ve incelenebiliyoruz. Global köyümüzde artık tüm kültürler birbirine açık durumda.

Bilginin kendisi de artık global. Bu da demek oluyor ki, ilk kez, insanlığın tüm bilgisi ellerimizin altında. Tüm büyük beşeri uygarlıkların bilgisi, deneyimi, bilgeliği ve düşünceleri -modern öncesi, modern ve postmodern- herhangi birimizin incelemesine açık.

Peki çeşitli kültürlerin insan potansiyeli hakkında (ruhsal gelişim, psikolojik gelişim, sosyal gelişim hakkında) söyleyebileceği her şeyi elimize alsak ve hepsini masanın üstüne koysak bu nasıl olurdu? Hepimize açık bu bilgi toplamına dayanarak beşeri gelişimin kritik derecede önemli anahtarlarını bulmaya çalışsak ne olurdu? Geniş kültürler arası incelemelere dayanarak dünyanın büyük geleneklerinin tümünü, hepsinin en iyi unsurlarını içeren, birleşik, geniş kapsamlı, her şeyi kapsayan ya da integral bir harita yaratmak için kullanmak nasıl olurdu?

Karmaşık, kompleks ve yıldırıcı mı gözüküyor? Bir açıdan öyle. Fakat bir başka açıdan sonuçlar sürpriz derecede basit ve şık olabilir. Son birkaç on yıldır beşeri potansiyele ait kapsamlı bir harita için geniş kapsamlı bir arayış mevcut. Bu harita insan gelişimiyle ilgili tüm bilinen sistemleri ve modelleri kullanıyor -eski şamanlardan ve bilgelerden günümüzün kognitif bilimlerindeki yeniliklere dek- ve ana bileşenlerini 5 temel faktörde birleştiriyor, insan evriminin kilidini açan ve hızlandıran temel anahtarlar ya da elementler olan faktörler.

İntegral Modele hoşgeldiniz.

İntegral ya da Kapsamlı Bir Harita

Bu 5 element nelerdir? Bunları kadranlar, düzeyler, hatlar, haller ve tipler (quadrants, levels, lines, states and types) olarak adlandırıyoruz. Göreceğiniz gibi tüm bu elementler halihazırda bizim kendi farkındalığımız içerisinde mevcuttur. Bu beş element yalnızca teorik kavramlardan ibaret değildir; kendi deneyimimizin farklı yüzleri, bilincimizin konturlarıdır. İlerleyen kısımlarda bunları kendi kendinize doğrulayabilirsiniz.

Bu İntegral Haritayı ya da Modeli kullanmamızın anlamı ve amacı nedir? Birincisi, hangi alanda çalışıyorsanız çalışın -iş hayatı, tıp, psikoterapi, hukuk, ekoloji ya da yalnızca günlük yaşam ve öğrenme-İntegral Harita “tüm temeller üzerine bastığınızdan” emin olmanıza yardım eder. Eğer Kayalık Dağları üzerinde uçmaya çalışıyorsanız, elinizde ne kadar doğru bir harita varsa uçağınızı çarpma olasılığınız o oranda az olacaktır. İntegral Yaklaşım her durumda büyük bir başarı olasılığıyla tüm kaynaklardan yararlandığınızı garanti eder.

İkincisi farkındalığınız içerisindeki bu 5 elementi ayırt etmeyi öğrenirseniz -çünkü her olayın içerisinde bulunurlar- onları kolayca değerlendirir, uygular, kullanır ve bu suretle daha yüksek, daha geniş, daha derin bir varoluş biçimine doğru gelişiminizi geniş ölçüde hızlandırmış olursunuz. İntegral Model içerisindeki 5 elementle basit bir tanışıklık kurmanız, bu heyecan verici keşif ve uyanış yolculuğunda yönünüzü daha kolay ve daha doğru bir biçimde bulmanıza yardım edecektir.

Kısacası, İntegral Yaklaşım kendinizi ve etrafınızdaki dünyayı daha kapsamlı ve etkili biçimlerde görmenize yardım eder. Ancak bir şeyi baştan fark etmeniz önemlidir. İntegral Harita yalnızca bir haritadır. Arazinin kendisi değildir. Haritayı araziyle karıştırmayı kesinlikle istemeyiz, fakat aynı zamanda eksik ya da yanlış bir haritayla da çalışmak istemeyiz. İntegral Harita da yalnızca bir haritadır, fakat şu an için sahip olduğumuz en eksiksiz ve yanlışsız haritadır.

İİS Nedir?

İİS, İntegral İşletim Sistemi’nin kısaltılmış halidir. Bir bilgi ağında işletim sistemi, çeşitli software programlarının çalışmasına izin veren bir alt yapıdır. İntegral İşletim Sistemi ya da İİS İntegral harita için kullandığımız bir diğer ibaredir. Eğer yaşamınızda herhangi bir “software”i çalıştırıyorsanız -işiniz, üzerinde çalıştığınız şeyler, oyun ya da ilişkileriniz gibi- bulabildiğiniz en iyi işletim sistemini kullanmak istersiniz ve İİS ona ödediğiniz bedeli fazlasıyla karşılar. Tüm temeller üzerine bastığından dolayı en etkili programların kullanılabilmesine imkan sağlar. Bu, İntegral Modelin geniş kapsamlı ve her şeyi içerisine alan yapısı hakkında konuşmanın bir başka yoludur.

Aynı zamanda İntegral Harita ya da İşletim Sisteminin en önemli kullanımının ne olduğunu keşfedeceğiz. Çünkü İİS herhangi bir aktiviteyi -sanattan dansa, iş hayatından psikolojiye, politikadan ekolojiye- dizinlemeye yardımcı olmak için kullanılabilir ve tüm bu alanların diğerleriyle konuşabilmelerine imkan sağlar. İİS’i kullanarak, iş hayatı ekolojiyle iletişim kurabileceği bir terminolojiye sahip olabilir, sanatla, hukukla, şiirle, eğitimle, tıpla ve ruhsallıkla… İnsanlığın tarihi içerisinde bu daha önce asla gerçekleşmemiş bir şeydir.

İntegral Üniversitesi’nde İntegral Harita ya da integral İşletim Sistemini kullanarak disiplinler arası ve disiplinler ötesi bilgi iletişimini kolaylaştırabilir ve çarpıcı biçimde hızlandırabiliriz, böylece dünyanın gerçek anlamda ilk integral öğrenim topluluğunu yaratabiliriz.

Ancak tüm bunlar bizim kendi bilincimizin sınırları içerisindeki 5 elementle başlar.

Bilinç Halleri

İntegral Modelin 5 elementinin tüm yüzeylerinin halihazırda farkındalığımızın içerisinde mevcut olduğunu söylemiştik. Aşağıda okuyacaklarınız bir anlamda kendi bireysel deneyiminize ait rehber eşliğinde bir gezi olacak. O halde halihazırda farkındalığınız içerisinde mevcut bu özelliklerin bazılarını nasıl belirleyebileceğinizi görmek için neden bize katılmıyorsunuz?

Bu özelliklerin bazıları içinizdeki öznel (sübjektif) gerçekliklerle ilgili olurken, bazıları dışınızdaki nesnel (objektif) gerçekliklerle ilgili olabilir ve bazıları da diğer insanlarla paylaştığımız kolektif ya da toplumsal gerçekliklerle ilgili olabilir. Şimdi öncelikle öznel gerçekliklerle ilgili olan bilinç halleriyle başlayalım.

Hepimiz uyanıklık, rüya ve derin uyku gibi belirgin bilinç hallerine aşinayızdır. Şu an, bilinç haliniz uyanıklık durumundadır (ya da yorgunsanız gündüz düşü halinde de olabilirsiniz). Bunların dışında, meditatif haller (yoga, kontemplasyon, meditasyon vb. tarafından oluşturulan); değiştirilmiş haller (çeşitli ilaçlar ya da prosedürler tarafından oluşturulan); ve çeşitli doruk deneyimler -pek çoğu sevişmek, doğada yürümek ya da özel bir müzik dinleme gibi yoğun deneyimler tarafından tetiklenebilen- pek çok farklı bilinç halleri mevcuttur.

Büyük bilgelik gelenekleri (Hristiyan mistisizmi, Vedanta Hinduizmi, Vajrayana Budizmi ve Kabbala gibi) gerçekten ruhsal bilgeliğin ve ruhsal uyanıklığın hazinelerini taşıyan 3 doğal bilinç halinden bahsederler -uyanıklık, rüya ve derin uyku- eğer onları doğru bir şekilde nasıl kullanacağımızı bilirsek… Özel anlamda, ilerledikçe keşfedeceğimiz, bu 3 doğal hal ruhsal aydınlanmanın tüm spektrumunu içinde barındırır.

Fakat daha basit ve daha dünyasal düzeyde herkes pek çok bilinç hallerini deneyimleyebilir ve bu haller hem kendiniz hem de diğer insanlar için büyük motivasyon, anlam ve itici güç sağlarlar. Herhangi bir özel durumda, bilinç halleri çok önemli bir faktör olmayabilir ya da belirleyici faktör olabilir, fakat hiçbir integral yaklaşımın gücü onları görmezden gelemez. İntegral İşletim Sistemini ne zaman kullanırsanız otomatik olarak bu önemli öznel realitelere dayanıp dayanmadığınızı kontrol etmeye ve görmeye sevk edilirsiniz.

Gelişim Aşamaları ya da Düzeyleri

Bilinç halleriyle ilgili ilginç bir husus şudur:bir anda gelirler ve bir anda giderler. Doruk deneyimler ya da değiştirilmiş haller bile ne kadar derin olurlarsa olsunlar gelir, bir süre kalır ve giderler. Kapasiteleri ne kadar harika olursa olsun geçicidirler.

Bilinç hallerinin geçici olmalarına karşın bilinç aşamaları (stages) süreklidir. Aşamalar büyüme ve gelişimin gerçek kilometre taşlarını temsil eder. Bir aşamaya ulaştığınızda bu kalıcı bir kazanımdır. Örneğin bir çocuk konuşmayı öğrendiğinde lisanı sürekli olarak kullanabilir. Lisan bir dakika kalıp sonra gitmez. Aynı şey diğer gelişim tipleri için de geçerlidir. Belli bir büyüme ve gelişim aşamasına ulaştınız mı, o aşamanın niteliklerine  -geniş bilinç hali, daha kapsayıcı sevgi, yüksek ahlaki tutkular, daha büyük zeka ve farkındalık gibi- istediğiniz an sahip olabilirsiniz. Geçici haller, sürekli özellikler haline gelir.

Kaç tane gelişim aşaması vardır? Bir harita üzerinde gerçek araziyi nasıl böleceğiniz ve nasıl temsil edeceğiniz tamamen sizin keyfinize kalmıştır. Örneğin suyun donma ve kaynama noktası arasında kaç derece vardır? Eğer Centigrade ölçeği ya da “haritasını” kullanıyorsanız donma ve kaynama noktası arasında 100 derece vardır. Ancak Fahrenheit ölçeğini kullanıyorsanız donma 32’de kaynama 212’dedir, yani aralarında 180 derece vardır. Hangisi doğru? Her ikisi de. Bu yalnızca pastayı kaç dilime ayırmak istediğinize bağlıdır.

Aynı şey aşamalar için de geçerlidir. Gelişimi dilimlemek ve doğramak için pek çok türden yollar vardır ve bundan dolayı da aşamalar için de çeşitli türden anlayışlar olabilir. Bunların hepsi de yerine göre kullanışlıdır. Örneğin şakra sisteminde 7 temel bilinç aşaması ya da düzeyi mevcuttur. Ünlü antropolog Jean Gebser, 5 düzeyi kullanır: arkaik, majik, mitik, rasyonal ve integral. Bazı batılı psikoloji modelleri 8, 12 ya da daha fazla gelişim düzeyini esas alırlar. Hangisi doğru? Hepsi de; bu yalnızca hangi büyüme ya da gelişim izini sürmek istediğinize bağlıdır.

“Gelişim Aşamaları” (stages) aynı zamanda “gelişim düzeyleri” (levels) olarak da adlandırılır; buradaki ana fikir her aşamanın bir organizasyon ya da komplekslik düzeyi ile temsil edildiğidir. Örneğin, atomlardan moleküllere, moleküllerden hücrelere, hücrelerden organizmalara doğru giden dizide bu evrim aşamalarının her biri daha büyük bir komplekslik düzeyini barındırır. “Düzey” sözcüğü katı ya da özerk anlamda kullanılmaz, ancak yalnızca soyut ya da kuantumsu bir biçimde meydana çıkma eğiliminde olan önemli gelişim nitelikleri olduğunu işaret eder ve bu gelişimsel düzeyler birçok doğal fenomenin önemli bir yönüdür.

Genel olarak İntegral Model içerisinde bilinç gelişimine ait 8 – 10 aşama ya da düzey ele alınır. Uzun yıllar süren alan çalışmalarının ardından daha fazla sayıda düzeyin fazla hantal daha azının da fazla belirsiz olacağı kanaatine vardık. Aşamalara ait sıklıkla kullandığımız bir model Don Beck tarafından Clare Graves’in çalışmalarına dayalı olarak oluşturulan “Spiral Dinamikler” modelidir. Aynı zamanda Jane Loevinger ve Susann Cook-Greuter tarafından öncülük edilen benlik gelişimi aşamalarını ve Robert Kegan tarafından araştırılan bilinç düzeylerini de kullanmaktayız. Ancak aşamalar kavramıyla ilgili birçok çalışmalar bulunmaktadır ve duruma göre bunlardan size uyan herhangi birisini benimseyebilirsiniz.

Basit Bir Örnek

Düzeyler ya da aşamaların neyi içerdiğini göstermek için 3 kademeli basit bir model kullanalım. Örneğin moral gelişime bakacak olursak, yeni doğmuş bir bebek içinde bulunduğu kültürün etik kuralları ve adetler içerisinde sosyalleşmemiştir; bu aşama prekonvansiyonel aşama olarak adlandırılır. Bu aşama aynı zamanda egosantrik olarak da adlandırılır, burada bebeğin farkındalığı büyük ölçüde kendi benliği içinde hapsolmuştur. Fakat genç çocuk içinde yaşadığı kültürün kurallarını ve normlarını öğrenmeye başlar, bu durumda ahlaki olarak konvansiyonel aşamaya doğru gelişir. Bu aşama aynı zamanda etnosantrik olarak da adlandırılır. Burada çocuk belli bir grup, kabile, klan ya da ulus içinde olduğunu bilir ve kendi grubundan olmayanları dışlar. Ancak moral gelişimin postkonvansiyonel olarak adlandırılan bir sonraki aşamasında, bireyin kimliği bir kez daha genişler ve bu kez ırk, renk, cinsiyet, inanç ayrımı gözetmeksizin tüm insanlarla ilgilenecek derecede gelişir. Bu yüzden bu aşama aynı zamanda dünya merkezli (worldcentric) olarak adlandırılır.

Böylece moral gelişim “ben”den (egosantrik) “biz”e (etnosantrik) ve “hepimiz”e (dünya merkezli) doğru hareket eder. Bu da bilinç aşamalarının açılarak gelişmesine güzel bir örnek oluşturur.

Bu üç aşama beden, zihin ve ruh olarak da adlandırılabilir. Bu sözcükler birçok anlamlara sahiptir ancak özellikle aşamaları belirtmek için kullanıldığında şu anlama gelir

Aşama 1: kaba fiziksel gerçekliğin baskın olduğu bu aşama “beden” aşamasıdır (buradaki “beden” sözcüğü fizik beden anlamındadır). Bu aşamada yalnızca bedensel organizma ile ve onun yaşamsal dürtüleriyle özdeşleştiğiniz için bu aynı zamanda “ben” aşaması olarak da adlandırılır.

Aşama 2:“zihin” aşamasıdır, burada kimlik izole kaba bedenin sınırlarını aşar ve diğer insanlarla paylaşılan değerler, karşılıklı ilgiler, ortak idealler ve hayaller üzerine kurulu ilişkilere girmeye başlar. Çünkü bu aşamada zihin başkalarının rollerine girmek için kullanılabilir. Başkalarının ayakkabılarını giyebilir ve onlara benzemenin nasıl bir şey olduğunu hissedebilirsiniz. Kimlik “ben”den “biz”e doğru genişler (egosantrikten etnosantrik aşamaya doğru).

Aşama 3’te kimlik bir kez daha genişler ve bu kez “biz”den “hepimiz”e doğru genişler (etnosantrikten dünya merkezliliğe doğru). Bu aşamada insanların ve kültürlerin çeşitliliğine ek olarak benzerlikleri ve paylaşılan ortak özellikleri de anlaşılmaya başlar. Tüm varlıkların bir ulus oluşturduğunu keşfetmek etnosantrik aşamadan dünya merkezli aşamaya doğru hareket etmektir ve buna tüm zeki varlıklara ortak şeyler anlamında “ruhsal” deriz.

Yani bu, bedeni, zihni ve ruhu, genişleyen sorumluluk ve bilince ait, egosantrizmden dünya merkezliliğe doğru hareket eden birer aşama, dalga ya da düzey olarak düşünebiliriz.

Evrim ve gelişimin aşamalarına her seferinde yeni bir açıdan bakarak geri döneceğiz. Şimdilik ihtiyacımız olan anlayış “aşamalar” sözcüğüyle evrim yolundaki kilometre taşları anlamına geldiğidir. İster bilinç aşamalarından, ister enerji aşamalarından, ister kültür aşamalarından, ister ruhsal farkındalık aşamalarından, ister moral gelişim aşamalarından bahsedelim; daha yüksek, daha derin, daha geniş potansiyellerin açığa çıkışındaki önemli ve temel basamaklardan bahsediyoruz.

İntegral İşletim Sistemini kullandığınızda herhangi bir duruma ait önemli aşamaları göz önüne alıp almadığınızı kontrol etmeniz gerekir. Bu sizin başarı olasılığınızı büyük ölçüde artıracaktır. Başarıyı kişisel dönüşüm, sosyal değişim, iş başarısı, başkalarına karşı sorumluluk ya da yaşamdaki basit bir tatmin olarak ele alabilirsiniz.

Gelişim Hatları: Bazı Şeylerde İyiyim, Diğerlerinde O Kadar İyi Değilim…

Her birimizin ne kadar farklı biçimde geliştiğimize hiç dikkat ettiniz mi? Bazı insanlar, örneğin, mantıksal düşüncede yüksek derecede gelişmiştir fakat duygusal olarak çok az gelişmişlerdir. Bazı insanlar ileri derecede kognitif gelişim göstermiştir (çok zekidirler) ancak moral gelişim bakımından çok zayıftır (kaba ve merhametsizdirler). Bazı insanlar duygusal zeka bakımından mükemmeldir fakat 2’yle 2’yi toplayamaz.

Howard Gardner bu konuyu “çoklu zeka” fikrini kullanarak iyi bilinen bir hale getirmiştir. İnsan varlıkları kognitif zeka, duygusal zeka, müzikal zeka, kinestetik zeka vs. gibi çeşitli zeka türlerine sahiptir. Birçok kişi bunlardan bir ya da iki tanesinde mükemmeldir, fakat diğerlerinde zayıftır. Bu her zaman kötü bir şey değildir; integral bilgeliğin bir parçası kişinin mükemmel olduğu alanları bulmak ve böylece o kişinin yetenekli alanlarda sivrilerek yararlı olmasını sağlamaktır.

Zayıf ya da güçlü olduğumuz yönlerin her zaman farkında olmayabiliriz. Ve bu bizi 5 temel elementin bir başkasına getirir: çoklu zekalar ya da gelişim hatları. Buraya kadar haller ve aşamalar (düzeyler) üzerinde durduk; şimdi hatlar ya da çoklu zekalar üzerinde duracağız.

Çoklu zeka; kognitif, kişilerarası, moral, duygusal ve estetik alanları kapsar. Neden bunları aynı zamanda gelişimsel hatlar olarak adlandırıyoruz? Çünkü bu zekalar büyüme ve gelişim gösteriyor da ondan. İlerleyen aşamalar (progressive stages) halinde gelişiyorlar. Bu ilerleyen aşamalar nelerdir? Az önce açıkladığımız aşamalardır.

Diğer bir deyişle her çoklu zeka 3 temel aşamadan (temel aldığınız modele bağlı olarak 3, 5, 7 ya da daha fazla aşama olabilir) geçerek gelişir (ya da gelişebilir). Örneğin kognitif gelişimde aşama 1, aşama 2 ve aşama 3 biçiminde gelişebilirsiniz.

Aynı biçimde diğer zekalar da aynı biçimde gelişir. Aşama 1’deki duygusal gelişim düzeyi “ben” üzerinde odaklanan duyguları içine alabilecek bir kapasitededir. Açlık, hayatta kalma ve kendini koruma duyguları ve itilimleri üzerinde yoğunlaşmıştır. Eğer duygusal olarak aşama 1’den aşama 2’ye doğru ilerleyecek olursanız -ya da egosantrikten etnosantrik aşamaya doğru- “ben”den “biz”e doğru genişlersiniz ve sevdiğiniz kişilere, aile bireylerine, yakın arkadaşlara ve belki de tüm kabile ya da tüm ulusunuza karşı duygusal taahhütler ve bağlılıklar geliştirmeye başlarsınız. Duygusal bakımdan 3. aşamaya gelirseniz, sorumluluk ve merhamet bakımından daha ileri bir kapasiteye gelirsiniz ve bunun sınırları kendi kabilenizin ya da ulusunuzun sınırlarını aşarak tüm insan varlıklarını ve hatta tüm zeki varlıkları içine alacak derecede genişleyebilir.

Ve unutmayın, bunlar birer aşama (stage) olduğu için o düzeye çıktığınızda bu artık sürekli hale gelir. Bu gerçekleşmeden önce bu kapasitelerin her biri yalnızca geçici hallerden ibarettir:bazılarına fişi takarsınız, ancak bunlar geçicidir; genişlemiş bir biliş ve oluş haline ait doruk deneyimler, “aha!” deneyimleri, içinizdeki yüksek olasılıklara bir anlık derin göz atışlardır. Ancak uygulamayla bu geçici halleri kalıcı aşamalara ya da sürekli özelliklere dönüştürmek mümkündür.

Psikograf

Bu zekaları ya da hatları göstermenin kolay bir biçimi vardır. Şekil 1’de 3 ana aşamayı (ya da gelişim düzeyini) ve beş önemli zekayı (ya da gelişim hatlarını) gösteren basit bir grafik göreceksiniz. Çeşitli hatlar, ana aşamalar ya da gelişim düzeyleri içinden geçerek gelişip serpilir. 3 düzey ya da aşama herhangi bir gelişim hattına uygulanabilir: cinsel, kognitif, ruhsal, duygusal, moral vs.

Şekil 1’de kognitif gelişim bakımından mükemmel olan ve moral gelişim bakımından iyi olan, fakat kişilerarası zeka bakımından zayıf olan ve duygusal zeka bakımından iyice zayıf olan birisini gösterdik. Farklı bireyler, elbette, farklı birer “psikograf”a sahip olacaktır.

Psikograf sizin en büyük potansiyelinizi ayırt etmenize yardım eder. İyi durumda olduğunuz ya da olmadığınız yönleri biliyor olabilirsiniz, ancak İntegral yaklaşımın bir parçası sınırlarınızı iyi bir şekilde tespit etmeyi öğrenmenizdir. Bu şekilde hem güçlü hem de zayıf taraflarınızla daha etkili bir biçimde başedebilirsiniz.

Psikograf aynı zamanda her birimizin çeşitli yönlerden farklı gelişim düzeylerine sahip olduğunu anlamamıza yardım eder ve böylece bir alanda müthiş bir yetenek sergilememizin diğerlerinde de aynı biçimde müthiş olmamız anlamına geldiğini düşünmekten kaçınmamıza yardım eder. Aslında genellikle durum tam tersinedir. Liderler, ruhsal öğretmenler ya da politikacılar bu basit gerçeğe ait anlayıştan yoksundurlar.

Sekil 1

Şekil 1 Psikograf

“İntegral olarak gelişmiş” olmak bilinen tüm zekalarda mükemmel olmak zorunda olduğunuz ya da tüm hatlarınızın düzey 3’e gelmiş olması anlamına gelmez. Bu kendi psikografınızın ne durumda olduğu hakkında iyi bir görüş geliştirmeniz gerektiği anlamına gelir ve bu şekilde daha integral bir öz imgeye kavuşmuş olarak gelecekteki gelişim hedeflerinizi planlayabilirsiniz. Bazı kişiler için bu problem yaratacak derecede zayıf durumda olan yanlarınızın güçlendirilmesi anlamına gelir. Bazıları içinse belli bir hattaki (örneğin duygusal-cinsel) ciddi problemlerin ya da patolojik durumların temizlenmesi anlamına gelebilir. Ve diğerleri için yalnızca güçlü ve zayıf yönlerin farkında olmak ve ona göre planlama yapmak anlamına gelir. İntegral bir harita kullanarak, kendi psikografımızı daha fazla özgüvenle kavrayıp görebiliriz.

Böylece “integral olarak bilgilenmiş” olmak tüm gelişim hatlarında ustalaştığınız anlamına gelmez, yalnızca onların farkında olmak anlamına gelir. O zaman herhangi bir dengesizlik için bir ilaç seçerseniz, İntegral Dönüşümsel Uygulamanın bir parçası olarak, bu gerçekten gelişim düzeylerinizi integral bir yaklaşım aracılığıyla yükseltmenize yardımcı olacaktır.

Bir başka önemli noktaya dikkatinizi çekmek isterim. Belli tipteki psikolojik ve spiritüel eğitimlerde bilinç hallerinin tam bir spekturumuyla ve çeşitli deneyimlerle tanışabilirsiniz (doruk deneyimler, meditatif deneyimler, şamanik haller, değiştirilmiş haller vs.) Bunun mümkün olmasının sebebi birçok temel bilinç  halinin (fizik, süptil, kozal) her an mevcut olasılık dahilinde bulunmasıdır. Böylece birçok yüksek bilinç halleriyle çabucak tanışabilirsiniz.

Fakat, gerçek anlamda bir gelişim ve uygulama olmaksızın yüksek aşamaların (higher stages) tüm nitelikleriyle tanışamazsınız. Yüksek hallere ait bir doruk deneyime sahip olabilirsiniz, çünkü birçoğu her an el altındadır. Fakat yüksek bir aşamaya ait doruk deneyime sahip olamazsınız, çünkü aşamalar kademeli olarak açığa çıkar. Aşamalar (stages) kendilerinden önceki basamakların üzerine oldukça somut bir biçimde inşa olurlar, dolayısıyla atlanmaları mümkün değildir. Aynen atomlardan moleküllere, moleküllerden hücrelere, hücrelerden organizmalara geçişte olduğu gibi. Molekülleri atlayarak atomlardan hücrelere sıçrayamazsınız. Bu, haller ile aşamalar (states and stages) arasındaki en önemli farklılıklardan bir tanesidir.

Ancak, yüksek hallerle temas kurma uygulamalarını tekrarlayarak gelişim aşamalarında çok daha hızlı ve kolay bir biçimde ilerleyebilirsiniz. Bunun böyle olduğunu gösteren ciddi miktarda deneysel kanıt mevcuttur. Yüksek bilinç halleri -meditatif haller gibi- içerisine daha fazla daldıkça herhangi bir bilinç aşamasıiçerisindeki gelişiminiz daha hızlı bir hale gelecektir. Yüksek hallerle ilgili eğitimler spiral gelişim üzerinde yağlayıcı bir işlev görür ve alt aşamayla özdeşleşmenizi kırmanıza yardımcı olur ve böylece bir sonraki üst aşama ortaya çıkabilir; ta ki daha yüksek bir farkındalık düzeyinde sürekli biçimde kalabilene ve bu geçici hal kalıcı bir karakter haline gelinceye kadar. Meditasyon gibi yüksek hal eğitimleri integral dönüşümün bir parçasıdır.

Kısacası gerçek aşamaları atlayamazsınız, fakat çeşitli tipte İntegral Dönüşüm Uygulamalarını kullanarak gelişiminizi hızlandırabilirsiniz ve bu dönüşümsel uygulamalar İntegral Yaklaşımın önemli bir parçasıdır.

 Hangi Tip: Erkek ya da Kız?

Bir sonraki bileşen gayet kolay: daha önceki bileşenlerin her biri eril ve dişil bir tipe sahiptir.

Burada iki temel fikir vardır: biri tipler fikrinin kendisiyle ilgili; diğeri tiplerin bir örneği olarak eril ve dişil tipler.

Tipler hemen hemen her aşama ya da halde mevcut olabilen unsurlardır. Örneğin ortak olarak kullanılan bir sistem Myers-Briggs tipolojisidir: hissetme, düşünme, duyumsama ve sezme. Hemen her gelişim aşamasında bu tiplerden birine dahil olabilirsiniz. Bu tarz “yatay tipolojiler” özellikle düzeyler, hatlar ve hallerle kombine edildiklerinde oldukça yararlı olabilirler. Biz burada örnek olarak “eril” ve “dişil” tipleri kullanacağız.

Carol Gilligan, In a Different Voice adlı önemli kitabında erkeklerin ve kadınların 3 ya da 4 ana düzeyden ya da moral gelişim aşamasından geçerek gelişme eğiliminde olduklarını gösterir. Büyük miktarda araştırmayı kanıt göstererek Gilligan bu moral aşamaların prekonvansiyonel, konvansiyonel, postkonvansiyonel ve entegre (integrated) olarak adlandırır. Bu kullandığımız 3 basit gelişim aşaması ile oldukça benzerdir, bu kez moral zekaya uygulanmıştır.

Gilligan aşama 1’i tamamen “ben” üzerinde odaklanmış olarak tanımlar (bu yüzden prekonvansiyonel aşama ya da düzey aynı zamanda egosantrik olarak da adlandırılır). Moral gelişimdeki aşama 2 “biz” üzerinde odaklanır, böylece kimliğimiz yalnızca ben’den grubumuzdaki diğer insan varlıklarını da içerisine alacak şekilde genişler (bu yüzden bu konvansiyonel aşama genellikle etnosantrik, geleneksel ya da konformist [uygitsinci] olarak adlandırılır). Moral gelişimde aşama üç ile birlikte kimliğim bir kez daha genişler ve bu kez “biz”den “hepimiz”e ya da tüm insan varlıklarına (hatta tüm zeki varlıklara) kadar uzanır ve bundan dolayı bu aşama genellikle dünya merkezli olarak adlandırılır. Şimdi özen ve merhametim yalnızca kendim (egosantrik) için ve ailem, kabilem ya da ulusum (etnosantrik) için değil fakat ırk, renk, cinsiyet, inanç ayrımı gözetmeksizin her yerdeki tüm erkek ve kadınlar içindir. Ve daha ileri bir gelişim aşamasına varabilirsem, Gilligan’ın entegre olarak adlandırdığı moral gelişimin 4. aşamasında…

4. aşamaya geçmeden önce onun önemli bir katkısını gözden geçirelim. Glligan erkek gibi kadınların da bu 3 ya da 4 hiyerarşik gelişim aşamasından geçtiklerini kabul ediyordu. Gilligan’ın kendisi de bu aşamalarıhiyerarşik olarak kabul ediyordu, çünkü her aşama sorumluluk (care) ve merhamet bakımından daha yüksek bir kapasiteye sahipti. Ancak kadınların bu aşamalarda farklı bir mantık tipini kullanarak ilerlediklerini söylüyordu; onlar “farklı bir seste” gelişiyorlardı.

Eril mantık ya da erkeğin sesi, otonomi, adalet ve haklar üzerine kurulu olma eğilimindeydi, kadınların mantığı ya da sesi ilişki, koruma (care) ve sorumluluk üzerine kuruluydu. Erkek aracılığa (agency) eğilimlidir; kadın ise paylaşıma(communion). Erkek kuralları kadınsa bağlantıları izler. Erkek bakar; kadın dokunur. Erkek bireyselliğe, kadın ilişkiye eğilimlidir. Gilligan’ın sevdiği öykülerden biri şudur: Küçük bir erkek ve kız çocuğu oyun oynamaktadırlar; oğlan “Hadi korsancılık oynayalım!” der. Kız “Hadi komşuculuk oynayalım.” der. Oğlan: “Hayır, ben korsancılık oynamak istiyorum!” “Peki sen yan evde oturan korsan ol.”

Oğlan çocukları beyzbol gibi oyunları oynarken kız çocuklarının etrafta olmalarından hoşlanmazlar, çünkü iki ses kötü bir biçimde çatışır. Bazı oğlanlar beyzbol oynarlar ve bir çocuk üçüncü vuruşunu alır ve oyun dışında kalır ve ağlamaya başlar. Diğer oğlanlar çocuk ağlamayı kesinceye kadar hareketsiz bir biçimde kalırlar; çünkü kural kuraldır ve kural şudur: üç vuruş yanan dışarı atılır. Gilligan burada şunu söyler: eğer orada bir kız çocuğu olsaydı “Oh yapmayın, ona bir hak daha tanıyın!” diyecekti. Kız onun ağladığını görür ve yardım etmek ister, bağlamak ister, iyileştirmek ister. Bu, erkek çocuklarını delirtir çünkü onlar bu oyunu kurallar dünyasına ve eril mantığa bir başlangıç olarak oynamaktadırlar. Gilligan erkek çocuklarının kuralları korumak için duyguları incitebileceklerini; kız çocukların ise duyguları korumak için kurallardan vazgeçebileceklerini söyler.

Kızlar ve erkekler moral gelişimin 3 ya da 4 aşamasından geçerek gelişeceklerdir (egosantrik – etnosantrik – dünya merkezli – entegre), fakat bunu farklı bir seste farklı bir mantık kullanarak yapacaklardır. Gilligan bu hiyerarşik aşamaları kadında bencil (egosantrik), korumacı (care) (etnosantrik), evrensel koruma (dünya merkezli) ve entegre olarak adlandırır. Neden bunlar hiyerarşiktir? Çünkü her aşama koruma, sorumluluk ve merhamet bakımında daha yüksek bir kapasiteye sahiptir.

O halde, entegre ya da aşama 4 nedir? Gilligan’a göre 4. ve moral gelişimin farkında olabileceğimiz en üst aşamasında her birimizin içindeki eril ve dişil sesler bütünleşir (integrated). Bu, bu aşamaya gelmiş olan kişinin eril ve dişil arasındaki ayrımları kaybetmeye başlayacağı ve yumuşak, androjen, aseksüel bir varlık haline geleceği anlamına gelmez. Aslında eril ve dişil boyutlar daha yoğun hale gelebilir. Fakat bu, karakteristik olarak bir tarafları daha baskın olsa da, bireylerin kendi içlerindeki hem eril hem de dişil modlarla arkadaş olmaya başladıkları anlamına gelir.

Tıp biliminin sembolü çift yılanlı asa kadesüs’ü hiç gördünüz mü? İki yılan bir asa üzerinde çapraz biçimde birbirlerine dolanmıştır ve asanın üst kısmında kanatlar vardır (şekil 2). Asanın kendisi merkezi omuriliği temsil eder ve yılanların kesiştiği noktalar da aşağıdan yukarıya omurga boyunca yükselen şakraları simgeler.İki yılan her şakrada bulunan güneşsel ve aysal enerjileri temsil eder (ya da eril ve dişil).

Sekil 2

Şekil 2. Kadesüs

Burası kritik bir nokta. 7 şakra, -3 basit düzey ya da aşamanın daha karmaşık bir versiyonu-7 bilinç düzeyini ve tüm insan varlıklarında mevcut enerjiyi temsil eder. (İlk üç şakra -gıda, seks ve güç-kabaca düzey 1’e; 4 ve 5’inci şakralar -kalp ilişkisi ve iletişim- temel olarak düzey 2’ye; ve 6 ve 7’nci şakralar -psişik ve ruhsal- düzey 3’e karşılık gelir.). Buradaki önemli nokta, geleneklere göre, bu 7 düzeyin her biri eril ve dişil yöne, tipe ya da “ses”e sahiptir. Ne eril ne de dişil daha yüksek ya da daha iyidir, onlar her bilinç düzeyinde birbirine eşit olan iki tiptir.

Bu şu anlama gelir: Örneğin 3. şakranın (egosantrik-güç şakrası) eril ve dişil versiyonu vardır. Bu şakra düzeyinde erkekler otonom olarak kullanılan güce eğilimlidirler (“Ya benim yolumdan gidersin ya da kendi yoluna!”) Kadınlar aynı gücü toplumsal ya da sosyal olarak kullanma eğilimindedirler (“Bunu bu şekilde yap yoksa seninle konuşmam”). Ve diğer ana şakralar da güneşsel ve aysal ya da eril  ve dişil boyutlara sahiptir ve bunların hiçbiri temel olmadığı gibi görmezden gelinemez.

Ancak 7. şakrada eril ve dişil yılanların ikisi de kendi zeminleri ya da kaynakları içerisinde ortadan kaybolur. Eril ve dişil buluşur ve tepede birleşirler ve tam anlamıyla bir olurlar. İşte bu Gilligan’ın moral gelişimin 4. aşamasında bulduğu şeydir: her bireyin içindeki iki ses bütünleşir ve böylece otonomi ve ilişkinin, hakların ve sorumlulukların, aracılık ve paylaşımın, bilgelik ve şefkatin, adalet ve merhametin, eril ve dişilin çelişkili birliği ortaya çıkar.

Buradaki önemli nokta İntegral İşletim Sistemini her ne zaman kullanırsanız kullanın herhangi bir durumu otomatik olarak kontrol edersiniz -kendinizde, diğerlerinde, bir organizasyonda bir kültürde- ve hem eril hem de dişil tipleri mümkün olduğunca kapsamlı biçimde kucakladığınızdan emin olursunuz. Eğer eril ve dişil arasındaki temel farklılıkların mevcut olmadığına inanırsanız -ya da bu farklılıklardan şüphelenirseniz- bu da iyidir ve isterseniz onlara aynı biçimde yaklaşabilirsiniz. Biz yalnızca her iki durumda da ayaklarınızı hem eril hem de dişil yöne basmanız gerektiğini söylüyoruz.

Ancak bunun dışında yararlı biçimde kullanılabilecek birçok “yatay tipolojiler” mevcuttur. Bunlar da İntegral İşletim Sistemi ve İntegral Yaklaşım içerisinde uygun biçimde kullanılabilirler. “Tipler;” kadranlar, düzeyler, hatlar ve haller kadar önemlidir.

Hasta Oğlan, Hasta Kız

Tipler hakkında ilginç bir husus var. Onların sağlıklı ve sağlıksız versiyonlarına sahip olabilirsiniz. Birisinin sağlıksız bir tipte olduğunu söylemek onu yargılamak için değil fakat onu daha net ve etkili bir biçimde anlamak ve iletişim kurmak içindir.

Örneğin gelişimin her aşaması eril ve dişil boyutlara sahipse bunların her biri sağlıklı ya da sağlıksız olabilir ki bunu bazen “hasta oğlan, hasta kız” olarak adlandırırız. Bu yalnızca başka bir tipte yatay tiplemedir, fakat oldukça kullanışlı olabilir.

Sağlıklı eril prensip otonomi, güçlülük, bağımsızlık ve özgürlüğe doğru yönelirken, sağlıksız ya da patolojik hale geldiğinde bu pozitif değerler aşırı yüksek ya da düşük demektir.  Yalnızca otonomi değil yabancılaşma vardır; yalnızca güçlülük değil hükmetme vardır; yalnızca bağımsızlık değil ilişkiye girme ya da sorumluluk üstlenme korkusu vardır; yalnızca özgürlüğe karşı bir itilim değil tahripkarlık vardır. Sağlıksız eril prensip özgürlük içinde kendini aşacak yerde korku içinde hükmeder.

Sağlıklı dişil prensip akıcılık, ilişki, sorumluluk-koruma (care) ve şefkate doğru yönelirken sağlıksız dişil bunların her birinin içerisinde boğulur. İlişkide olmak yerine ilişkinin içerisinde kaybolmuş hale gelir. Başkalarıyla paylaşım içerisinde sağlıklı bir benlik geliştirmek yerine kendi benliğini tamamıyla yitirir ve girdiği ilişkinin hükmü altında ezilir. Bağlantı yerine eriyip yitme; akış hali yerine panik hali; paylaşım yerine ergime. Sağlıksız dişil prensip bağlantı içerisinde tamlığı yakalamak yerine füzyon içinde kaosu arar.

İntegral İşletim Sistemi’ni kullanarak hem kendinizde hem de diğer insanlarda işlemekte olan sağlıklı – sağlıksız eril ve dişil boyutları tanımlamanın yollarını bulacaksınız. Fakat bu bölüm hakkındaki önemli nokta basittir: çeşitli tipolojiler diğer insanları anlamak ve iletişim kurmak için yardım etmede kendi kullanışlılıklarına sahiptirler. Ve herhangi bir tipolojide bir tipin sağlıklı ve sağlıksız versiyonları vardır. Sağlıksız tipi işaretlemek kişileri yargılamanın bir yolu değildir, onları daha net ve etkili bir biçimde anlama ve onlarla daha iyi iletişim kurmanın bir yoludur.

Birden Fazla Beden

Şimdi, buraya kadar ele aldıklarımızı integral bir sonuç içerisinde bir araya getirmeden önce son bir noktaya değinmek için tekrar bilinç hallerine geri döneceğiz.

Bilinç halleri bedensiz bir şekilde boşlukta salınarak yüzmez. Tam tersine her zihin bir bedene sahiptir. Her bilinç hali için bir enerjetik bileşen, bedenlenmiş bir his, her bir farkındalık hali için destek sağlayan somut bir araç vardır.

Bilgelik geleneklerinden basit bir örnek verelim. Her birimiz 3 temel bilinç haline sahip olduğumuzdan dolayı -uyanıklık, rüya ve derin uyku- bilgelik gelenekleri her birimizin 3 bedene sahip olduğumuzu söylerler. Bunlar genellikle fizik beden (gross), süptil beden (subtle) ve kozal beden (causal) olarak adlandırılır.

3 beden?Dalga mı geçiyorsunuz? Bir beden neyimize yetmiyor? Birkaç şeyi aklınızda tutun. Bilgelik gelenekleri için beden yalnızca deneyim modu ya da enerjetik bir his anlamına gelir. Bu yüzden kaba deneyimler, süptil ya da ince deneyimler ve çok süptil ve kozal deneyimlerimiz var. Bunlar filozofların “fenomenolojik gerçeklikler” olarak ya da kendilerini şu anki farkındalığımıza sunan gerçeklikler olarak adlandırdıkları şeylerdir. Şu anda fizik bedene ve onun fizik enerjisine, süptil bedene ve onun süptil enerjisine ve kozal bedene ve onun kozal enerjisine ulaşabilirsiniz.

Bu 3 bedenin bir örneği nedir? Dikkat edin, şu anda uyanık bir farkındalık halindesiniz; yani fizik bedenin; fiziksel, materyal, sensorimotor bedenin farkındasınız. Fakat gece uyuyup rüya gördüğünüzde ortada fiziksel beden yok, sanki yok olmuş gibi. Rüya halinin farkındasınız kaba maddeden oluşan fizik bedenin farkında değilsiniz; ancak ışık, enerji, duygular ve akışkan imgelerden oluşan süptil bir bedenin farkındasınız. Rüya halinde zihin ve can hoşlandığı şeyi yaratmak için, kaba duyumsal gerçekliklere bağlı olmayan engin alemleri imgelemek için özgür haldedir. Bir kimse Martin Luther King gibi “Bir düşüm var,” dediğinde bu, zihnin en yüksek imkanlarına yükselmek için özgür kaldığı yerde vizyoner düşlerin büyük potansiyeline temas etmesinin güzel bir örneğidir.

Rüya halinden bu halin süptil bedeniyle birlikte derin uyku haline geçtiğinizde düşünceler ve imgeler ortadan kaybolur ve yalnızca engin bir boşluk hali vardır, bireysel “Ben,” ego ya da benliğin ötüsinde biçimsiz bir alan. Büyük bilgelik gelenekleri yalnızca bir boşluk ya da hiçlik gibi görünen bu hal içerisinde biçimsiz ve engin bir aleme, büyük Boşluğa ya da varlığın Zeminine, hemen hemen sonsuz gibi görünen geniş bir bilinç alanına daldığımızı savunurlar. Bu sınırsız genişliğin yanı sıra sınırsız bir beden ya da enerji de mevcuttur: kozal beden, mümkün olan en ince, en süptil deneyimlerin bedeni, yaratıcı olasılıkların fışkırdığı büyük biçimsizlik.

Elbette birçok kişi bu derin hali tam anlamıyla deneyimleyemez. Ancak yine gelenekler bu biçimsiz hale ve kozal bedene tam farkındalıkla girilebileceği konusunda hemfikirdirler ve bu halin gelişim ve farkındalık için olağanüstü bir potansiyeli içerdiğini tasdik ederler.

İntegral İşletim Sistemi’ni kullandığımızda, bize uyanık hal gerçekliklerini, süptil hal rüyalarını, vizyonlarını ve yaratıcı fikirleri ve bunların yanı sıra büyük yaratıcılık kaynağı olan açık, biçimsiz (formless) olasılıklar zeminini kontrol etmeyi hatırlatır. İntegral Yaklaşımdaki önemli nokta mümkün olduğunca fazla sayıda potansiyel ile birlikte ayaklarımızı yere basmamızdır ve böylece mümkün olan çözümler anlamında hiçbir şeyi kaçırmış olmayız.

Bilinç ve Karmaşıklık (Complexity)

3 beden çok mu tuhaf? Bunların fenomenolojik gerçeklikler ya da deneyimsel gerçeklikler olduğunu hatırlayın, fakat onlara bakmanın daha basit daha az tuhaf bir yolu var ve bu, katı bilime dayalı. O da şu: İçsel bilincin her düzeyine eşlik eden dışsal fiziksel bir komplekslik düzeyi mevcut. Bilinç büyüdükçe onu barındıran sistem daha karmaşık hale geliyor.

Örneğin canlı organizmalarda reptilian beyin sapına eşlik eden, açlık, fiziksel hisler ve sensorimotor eylemler gibi temel dürtülere ait kaba bir bilinç vardır. (daha önce “gross” ya da “ben” üzerinde odaklanan diye bahsettiğimiz her şey). Daha karmaşık limbik sisteme geldiğimizde temel hisler karmaşık duyumları, arzuları, emosyonel-seksüel impulsları ve ihtiyaçları da içine alacak şekilde genişler ve evrimleşir (süptil beden olarak adlandırdığımız şeyin başlangıcı; “ben”den “biz”e doğru genişleme). Evrim daha kompleks fiziksel yapılara doğru ilerlediğinde neo korteksle birlikte üçlü beyin (triune brain) bilinci dünya merkezli “hepimiz” farkındalığına doğru ilerler (ve kozal beden olarak adlandırdığımız şeye temas etmeye başlar).

Bu, iç bilincin yükselmesiyle birlikte onu barındıran dış sistemlerin karmaşıklığının artışı için verilebilecek basit bir örnektir. İntegral İşletim Sistemini kullanırken genellikle iç bilinç düzeyleriyle birlikte onlara karşılık gelen dışsal fizik komplekslik düzeylerine birlikte bakarız, çünkü her ikisini birden kapsamak çok daha dengeli ve kapsayıcı bir yaklaşım sağlar. Bunun ne anlama geldiğini birazdan göreceğiz.

Ve Şimdi: Tüm Bunları Nasıl Biraraya Getirebiliriz?

İİS -ve İntegral Model- bu çeşitli bileşenlerin birbirleriyle olan ilişkisini gösteren bir yol önermedikçe yalnızca bir “bilgi yığını”ndan ibaret kalacaktır. Tüm bunlar nasıl bir araya gelir? Öncelikle kültürlerarası araştırmaların tüm parçalarını masanın üzerine yatırmak ve “Bunların hepsi önemlidir!” demek ve daha sonra tüm parçaları gerçekten birbirine bağlayan örüntüleri belirlemektir. Derindeki bağlayıcı örüntüleri keşfetmek İntegral Yaklaşımın önemli bir görevidir.

Bu sonuç kısmında bu örüntüleri kısaca özetleyeceğiz ve bunların hepsi bir araya geldiğinde AQAL olarak adlandırdığımız -“tüm kadranlar, tüm düzeyler, tüm hatlar, tüm haller, tüm tipler”- sistemi oluşturacak. Şu ana kadar kadranlar dışında tüm bileşenleri ele aldık. AQAL (TKTD) İntegral İşletim Sistemi ya da İntegral Model için kullandığımız bir başka terimdir.

Bu yazının başında İntegral Model’in 5 bileşeninin şu anki farkındalığınızın sınırları içerisinde olduğunu söylemiştik. Bu kadranlar için de geçerlidir.

Gelişmiş lisanların birinci şahıs, ikinci şahıs ve üçüncü şahıs zamirlerini içerdiğine hiç dikkat ettiniz mi? Birinci şahıs “konuşan” kişi anlamına gelir ve bu ben, beni, bana, benim (tekil olarak) ve biz, bizi, bizim(çoğul olarak) zamirlerini içerir. İkinci şahıs “konuşulan kişi”dir ve sen, siz, senin, sizin zamirlerini içerir. Üçüncü şahıs “hakkında konuşulan kişi ya da şeydir,” o, onun, onlar, onların zamirlerini alır.

Böylece eğer size yeni arabamdan bahsediyorsam, konuşan “ben” birinci şahısımdır, “siz” ikinci şahıs ve yeni orobo ya da “o (it)” üçüncü şahısdır. Şimdi eğer siz ve ben konuşuyor ve iletişim kuruyorsak bunu “biz” sözcüğünü kullanarak gösterir ve “Biz birbirimizi anlıyoruz.” deriz. “Biz” teknik olarak çoğul birinci şahıstır, fakat siz ve ben iletişim kuruyorsak sizin ikinci şahsınız ve benim birinci şahsım bu olağanüstü “biz”in bir parçası olur. Böylece ikinci şahıs bazen “siz/biz”e ya da “sen/biz”e işaret eder ya da bazen yalnızca “biz”e işaret eder.

Bundan dolayı birinci, ikinci ve üçüncü şahısları “ben,” “biz,” ve “o” olarak basitleştiriyoruz.

Bunların hepsi önemsiz ve sıradan gözüküyor değil mi? Belki de sıkıcı? Peki şimdi şunu deneyelim. “biz,” “o” ve “ben” yerine İyi, Doğru ve Güzel desek nasıl olur? Ve İyi, Doğru ve Güzel’in sizin varlığınızın tüm büyüme ve gelişme aşamasındaki boyutları olduğunu söylesek? Ve integral dünüşümsel uygulamayla kendi İyiliğinizin, kendi Doğruluğunuzun ve kendi Güzelliğinizin daha derin boyutlarını keşfedebileceğini söylesek?

Hmm, kesinlikle daha ilginç. İyi, Doğru ve Güzel tüm gelişmiş lisanlarda bulunan birinci, ikinci ve üçüncü şahıs zamirlerinin bir varyasyonudur ve tüm gelişmiş lisanlarda bulunur çünkü Doğruluk, İyilik ve Güzellik lisanın temsil ettiği gerçekliğin hakiki boyutlarıdır. Üçüncü şahıs (ya da “o”) bilim tarafından incelenen objektif gerçekliği gösterir. İkinci şahıs (ya da “siz”) İyiliği gösterir ya da birbirimize olan davranışlarımıza işaret eder; bunlar terbiyeli, dürüst ve saygılı olsa da olmasa da. Bir başka deyişle temel ahlak. Ve birinci şahıs “ben” ile, benlik ile ve kendini ifade etmeyle ilgilidir; sanat ve estetik ve güzellik onu fark edenin  (ya da “ben”) gözündedir.

Böylece deneyimin “ben,” “biz,” ve “o” boyutları gerçek anlamda sanat, ahlak ve bilimi temsil eder. Ya da benlik, kültür ve doğa. Ya da Güzel, İyi ve Doğru.

Ve görünen alemde her olay bu üç boyuta sahiptir. Her olaya “ben” perspektifinden bakabilirsiniz (Kişisel olarak algılayıp hissettikleriniz); “biz” perspektifinden bakabilirsiniz (yalnızca ben değil, fakat diğerleri de olayı görüyorlar); ve “o” perspektifinden (ya da olayın objektif tarafı).

Bundan dolayı integral olarak bilgilenmiş yol tüm bu boyutları hesaba katacak ve böylece daha kapsamlı ve etkili bir yaklaşıma varacaktır -”ben” ve “biz ve “o”- ya da benlik ve kültür ve doğa.

Eğer bilimi ya da sanatı ya da morali dışarıda bırakırsanız bir şeyler eksik kalacaktır. Benlik ve kültür ve doğa, ya birlikte özgür olurlar ya da hiç olamazlar. “Ben,” “biz” ve “o” boyutları temeldir ve biz onları dört kadran olarak adlandırırız ve integral çerçevenin ya da İntegral İşletim Sisteminin temeli sayarız. (Az sonra göreceğimiz gibi “dört” kadranı “o” boyutunu tekil “o” ve çoğul “onlar” biçiminde ikiye bölerek elde ediyoruz.) Birkaç diagram temel noktaları aydınlatmamıza yardımcı olacaktır.

Sekil 3

Şekil 3 Kadranlar

Şekil 3, dört kadranın şemasını göstermektedir. “Ben” (bireyin içi), “o” (bireyin dışı), “biz” (kolektif iç) ve “onlar” (kolektif dış). Diğer bir deyişle dört kadran -herhangi bir durumdaki dört temel perspektif ya da herhangi bir şeye bakmanın dört temel yolu-oldukça basit bir hale gelir: bireyin ve topluluğun içi ve dışı.

Şekil 4 ve 5, dört kadranın detaylarını göstermektedir. (Bu şemalarda bazı teknik terimler vardır, bunların karmaşıklığına bakmayın ve yalnızca inceleyip bir fikir edinin.)

Sekil 4

Şekil 4. Kadranların Bazı Detayları

Sekil 5

Şekil 5. İnsanlar Üzerinde Odaklanmış Kadranlar

Örneğin Sol Üst kadranda (bireyin iç yapısı), düşüncelerinizi, hislerinizi, duyumlarınızı vs. görebilirsiniz (hepsi birinci şahıs çerçevesinde tanımlanmış olarak). Ancak kendi bireysel varlığınıza sübjektif farkındalık çerçevesiyle değil de objektif bilim açısıyla dışarıdan baktığınızda nörotransmitterleri, limbik sistemi, neokorteksi, kompleks moleküler yapıları, hücreleri, organ sistemlerini, DNA’yı vs. bulursunuz. Bunların hepsi üçüncü şahıs açısıyla objektif biçimde tanımlanmıştır. Sağ Üst Kadran, bundan dolayı olayın dışarıdan görünüşüdür. Bu özellikle onun fiziksel davranışını; maddesel bileşenlerini; onun maddesini ve enerjisini ve onun somut bedenini kapsar. Tüm bunlar bir tür objektif üçüncü şahıs ya da “o” biçiminde tanımlayabileceğimiz şeylerdir.

Bu sizin ya da organizmanızın dışarıdan nasıl göründüğü ile ilgilidir; objektif, maddeden ve enerjiden ve nesnelerden yapılmış biçiminiz. İçten baktığınızda ise nörotransmitterleri değil hisleri, limbik sistemi değil yoğun arzuları, neokorteksi değil iç vizyonları, madde-enerji değil bilinci bulursunuz ve bunların hepsi vasıtasız birinci şahıs açısından tanımlanmıştır. Bu bakış açılarının hangisi doğrudur? İntegral yaklaşıma göre her ikisi de. Bunlar aynı olayın, yani sizin iki ayrı açıdan görünüşünüzdür. Eğer bu perspektiflerin herhangi birisini inkar eder ya da görmezden gelirseniz, işte o zaman sorunlar baş gösterir. İntegral bakış açısı içerisinde 4 kadranın da işin içine dahil edilmesi gerekir.

Bağlantılar devam ediyor. Dikkat ederseniz her “ben” diğer ben’lerle ilişki halindedir ve bu,  her “ben”in birçok “biz”lerin bir üyesi olduğu anlamına gelir. Bu “biz’ler” yalnızca bireysel değil fakat grup bilincini (ya dakolektif) temsil eder ve yalnızca sübjektif değil intersübjektif farkındalığı da -ya da daha geniş anlamdakültürü- temsil eder. Bu Sol Alt kadranda gösterilmiştir. Benzer biçimde her “biz” dışsal bir yapıya sahiptir ya da dışarıdan görünen bir tarafı vardır ve bu da Sağ Alt kadranı oluşturur. Sol Alt genellikle kültürel boyut (ya da grubun içsel farkındalığı; dünya görüşü, ortak değerleri, ortak hisleri vs.) olarak adlandırılır. Sağ Alt isesosyal boyutu oluşturur (ya da sistemler teorisi gibi üçüncü şahıs bilimleri tarafından incelenebilen grubun dışsal biçimi ya da davranışları).

Kadranlar bireyin ve topluluğun iç kısmını ve dış kısmını oluştururlar ve buradaki mesele mümkün olduğunca integral olmayı istediğimizde bu dört kadranın birden işin içerisine dahil edilmesi gerektiğidir.

Şimdi bütün bu parçaları bir araya getirmeye başlayacağımız noktaya geldik. Daha önce incelediğimiz ana bileşenler haller, düzeyler, hatlar ve tiplerdi. Öncelikle düzeyler ya da aşamalarla başlayalım.

Dört kadranın tümü de büyüme, gelişim ya da evrim gösterir. Yani hepsi kendine göre gelişim düzeyleri ya da aşamalarına sahiptir. Ancak bu aşamalar merdiven basamakları gibi katı ve keskin biçimli değil, akışkan gelişim dalgaları şeklinde kendilerini gösterirler. Bu doğal dünyada gözlediğimiz her yerde meydana gelir: Meşe ağacı bir meşe palamudundan çıkar ve çeşitli gelişim aşamalarından geçerek büyür. Ya da Sibirya kaplanı döllenmiş bir yumurtadan başlayarak çeşitli gelişim aşamalarından geçerek yetişkin bir organizma haline gelir. Aynı biçimde insanlar da belli aşamalardan geçerek gelişirler. İnsanlarla ilgili aşamaların birkaç tanesini daha önce görmüştük. Örneğin Sol Üst ya da “ben” kadranında benliğin, bedenden zihne ve ruha uzanan bir açılımı vardır. Sağ Üst’te ise bedensel enerji fenomenolojik olarak kaba maddeden süptile ve kozal’e doğru genişler. Sol Alt’ta “biz” egosantrikten etnosantrik ve dünya merkezliaşamaya doğru genişler. Grup farkındalığındaki bu genişleme sosyal sistemlerin -Sağ Alttaki- basit gruplardan uluslar ve en sonunda global sistemler gibi daha kompleks sistemlere doğru genişlemesine izin verir. Her kadrandaki bu 3 basit aşama şekil 6’da gösterilmiştir.

 Sekil 6

Şekil 6. Tüm Kadranlar Tüm Düzeyler (AQAL)

Şimdi düzeylerden hatlara doğru ilerleyelim. Gelişimsel hatlar her dört kadranda da gerçekleşir, ancak şimdi kişisel gelişim üzerinde odaklandığımız için bu hatlardan bazılarının Üst Sol kadranda nasıl göründüğüne bakacağız. Daha önce de değindiğimiz gibi bir düzeneden fazla çoklu zeka ya da gelişimsel hat mevcuttur. Bunların en önemlilerinden bazıları şunlardır:

  • kognitif hat (ya da “ne”yin farkındalığı)
  • moral hat (ne olması gerektiğinin farkındalığı)
  • duygusal ya da afektif hat (duyguların spektrumu)
  • kişilerarası hat (diğer insanlarla sosyal ilişkilerimin durumu)
  • ihtiyaçlar hattı (Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi)
  • öz kimlik hattı (“ben kimim?” Loevinger’in ego gelişimi)
  • estetik hat (kendi kendini ifade, güzellik, sanat vs. hattı)
  • psikoseksüel hat, en geniş anlamda tüm Eros spektrumu (fizikten süptile ve kozale)
  • ruhsal hat (buradaki “ruh” Zemin anlamında ve en üst düzey anlamında değil kendi gelişim hattı anlamındadır)
  • değerler hattı (kişinin kendisi için en önemli saydığı şeyler, bu hat Spiral Dynamics’in esas konusudur.)

Bu gelişim hatlarının hepsi temel aşamalar ya da düzeyler içerisinde hareket ederler. Bunların her biri psikografa dahil edilebilir. Eğer Robert Kegan, Jane Loevinge ya da Clare Graves gibi araştırmacıların aşama ya da düzey kavramlarını kullanacak olursak, gelişim hatlarının doğal açılımı boyunca ilerleyebileceğimiz 5, 8 ya da daha fazla gelişim düzeyine sahip oluruz. Tekrar vurgulayacak olursak bu herhangi birinin doğru ya da yanlış olduğu meselesi değildir; herhangi bir durumu daha iyi biçimde anlayabilmek için ne oranda “karmaşıklık”a ihtiyaç duyduğumuzla ilgili bir durumdur.

Psikografla ilgili bir diyagram vermiştik (şekil 1). Şekil 7 Notre Dame işletme okulunda kullanılan veAQAL modelini iş hayatına uyarlayan bir başka modelden alınmıştır.

 Sekil 7

Şekil 7. Psikografın bir başka versiyonu

Gördüğünüz gibi her kadran kendi gelişim hatlarına sahiptir. Burada Sol Üst üzerinde odaklandık. Sağ Üst kadranda, konu insan olduğunda en önemli hatlardan birisi bedensel madde-enerji hattıdır ve daha önce gördüğümüz gibi kaba enerjiden süptil ve kozal enerjiye doğru ilerler. Gelişimsel dizi olarak bu, varlığınızın enerjetik bileşenleri üzerinde bilinçli hakimiyet kurma kapasitesinin kalıcı olarak kazanılması anlamına gelir (aksi halde sadece geçici haller olarak gözükürdü). Sağ Üst kadran aynı zamanda dışsal davranış, eylemler ve objektif bedenin hareketlerine işaret eder (gross, süptil ya da kozal).

Sol Alt kadranda kültürel gelişim kendisini, Jean Gebser’in terimleriyle arkaikten başlayıp majikmitik,mantalintegral ve daha yüksege doğru giden dalgalar halinde gösterir. Sağ Alt kadranda sistemler teorisi evrimleşen kolektif sosyal sistemleri inceler (bu, insanlarda avcı-toplayıcı sistemlerden başlayıp tarımsal,endüstriyel ve enformasyonel sistemlere doğru ilerler. Şekil 5’te bunu “grup, ulus ve global” olarak basitleştirmiştik. Ancak buradaki genel fikir daha geniş sistemlerle bütünleşen daha büyük sosyal karmaşıklık düzeylerinin ortaya çıkışıdır. Bu kısa özet için detaylar o kadar önemli değildir. Önemli olan dört kadranın açılıp gelişen ve geliştikçe genişleyen bilinç, sorumluluk, kültür ve doğa siferlerini içine alan yapısına ait genel bir fikir edinmektir. Benlik, kültür ve doğa gelişip evrimleşebilir.

Şimdi diğer bileşenleri de dahil ederek konuyu çabucak tamamlayabiliriz. Haller her kadran içerisinde kendisini gösterir (hava durumundan bilinç durumuna dek). Biz burada Sol Üstteki bilinç halleri (uyanıklık, rüya ve derin uyku) ve onların Sağ Üstteki enerjetik halleri üzerinde odaklandık. Elbette bunlardan herhangi birisi kalıcı bir kazanım haline geldiğinde artık bir hal (state) değil bir aşama (stage) haline dönüşmüş demektir.

Her dört kadranda tipler de vardır, ancak biz burada bireylerdeki eril ve dişil tipler üzerinde durduk. Eril prensip daha çok aracılık üzerinde yoğunlaşırken dişil tip paylaşım üzerinde yoğunlaşmaktaydı, ancak buradaki önemli nokta her insanın bu bileşenlerin her ikisine de sahip olduğuydu. Son olarak gördüğümüz gibi, eril ve dişilin tüm aşamalarda sağlıksız bir tipi de vardı; tüm aşamalardaki hasta oğlan, hasta kız.

Karmaşık mı görünüyor? Bir anlamda öyle. Ancak bir başka anlamda insanların ve onların evrenle olan ilişkilerinin olağanüstü karmaşıklığı -her birisi gelişim düzeylerindeki haller ve tiplerle birlikte bu düzeyler (bedenden zihne ve ruha uzanan) içinde hareket eden ve bu düzeylerin her birindeki haller ve tiplerle birlikte-kadranlar (her olaya ben, biz ya da o çerçevesinden bakılabileceği gerçeği) ve gelişim hatları (ya da çoklu zekalar) üzerine basarak aşırı biçimde basitleştirebiliriz.

İntegral Model -”tüm kadranlar, tüm düzeyler, tüm hatlar, tüm haller ve tüm tipler”- temel unsurların hepsini idare edebileceğimiz en basit modeldir. Bu modeli “tüm kadranlar, tüm düzeyler” -ya da AQAL- olarak kısaltırız. Burada kadranlar benlik, kültür ve doğa; düzeyler ise beden, zihin ve ruh olarak ele alındığında İntegral Yaklaşımın beden zihin ve ruhun; benlik, kültür ve doğa içerisinde yetiştirilmesiyle ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Bunun en basit versiyonu şekil 6’da gösterilmiştir ve eğer bu diyagramın genel anlayışına sahipseniz kalanı kolay demektir.

İntegral İşletim Sisteminin Uygulamaları

Şimdi gelin bu giriş metnini İntegral İşletim Sistemi’nin uygulamalarına ait birkaç küçük örnekle sonlandıralım.

İntegral Tıp

İntegral Modelin en çabuk ve pratik biçimde uygulanabileceği alanların başında tıp gelir; ve zaten bu modelin özellikle koruyucu tıp alanındaki uygulamaları dünyada hızla yayılmaktadır. Kadranlarda yapacağımız küçük bir gezinti integral modelin neden yararlı olduğunu gösterecektir.

Ortodoks ya da geleneksel tıp klasik Sağ Üst kadran yaklaşımıyla hareket eder. Tamamıyla fiziksel organizmalar üzerinde yoğunlaşır ve fiziksel müdahaleleri kullanır: cerrahi, ilaçlar, ilaç tedavileri ve davranış değişiklikleri. Ortodoks tıp temel olarak fiziksel hastalıkların sebeplerinin de fiziksel olduğuna inanır ve bundan dolayı da genellikle fiziksel müdahalelere önem verir. Ancak İntegral Model her fiziksel olayın (sağ üst) en azından dört boyutu (dört kadran) olduğunu öne sürer ve bundan dolayı da fiziksel hastalıklara da her dört kadranın bakış açısıyla bakılmalıdır (burada ileride değineceğimiz için düzeylerden söz etmiyoruz). İntegral model Sağ Üst kadranın önemli olmadığını iddia etmez, olayın yalnızca dörtte biri olduğunu hatırlatır.

Son zamanlarda alternatif yöntemlere karşı gösterilen ilgi patlaması -psikonöroimmünoloji gibi disiplinler bir tarafa- kişinin içsel hallerinin (duygular, psikolojik yaklaşım, imgeler ve niyetler) hem fiziksel hastalıklara sebep olma hem de iyileşme bakımından oynadığı hayati rolün açıkça anlaşılmasını sağlamıştır. Başka bir deyişle Sol Üst kadran, kapsamlı tıbbi bakımın anahtar bileşenidir. Vizüalizasyon, olumlu telkin ve imgelemenin bilinçli bir biçimde kullanılmasının birçok hastalıkların kontrol altına alınmasında önemli bir rol oynadığı sayısız örneklerle gösterilmiştir ve burada sonuç almanın duygusal hallere ve zihinsel bakış açısına bağlı olduğu da görülmüştür.

Fakat bu sübjektif faktörlerin öneminin yanı sıra, bireysel bilinç varlığını bir boşluk içinde sürdürmez; bilincimiz ortak değerler, inançlar ve dünya görüşleri içerisine gömülü vaziyettedir. Kültürün (sol alt) belli bir hastalığa karşı bakış açısı -koruma ve şefkat ya da alay etme ve hor görme- bireyin o hastalıkla başa çıkabilmesi bakımından büyük bir etkiye sahiptir (sol üst) ve bu da fiziksel hastalığın gidişatını direk olarak etkileyecektir (sağ üst). Sol alt kadran tüm beşeri etkileşimlerde hayati rol oynayan büyük miktarda intersübjektif faktörlerin hepsini içerir: doktor ve hasta arasındaki ortak iletişim; ailenin ve arkadaşların yaklaşımı; belli hastalıkların (AIDS gibi) kültürel kabul (ya da aşağılanma) durumu ve hastalığın tehdit ettiği kültürel değerler vb. Tüm bu faktörler fiziksel hastalıklar ve iyileşme üzerinde belli bir dereceye kadar neden oluşturur (çünkü her durum dört kadrana sahiptir).

Elbette, uygulamada, bu kadranın etkili biçimde yönetilebilecek faktörlerle sınırlandırılması gerekecektir: doktor ve hastanın iletişim becerileri, aile ve arkadaşların desteği, kültürel yargıların ve onların hastalık üzerindeki etkilerinin anlaşılması vb.  Araştırmalar uyumlu bir şekilde göstermiştir ki, örneğin destek gruplarındaki kanser hastaları benzer bir kültürel destekten yoksun olanlara göre daha uzun yaşamaktadır. Sol alt kadranla ilgili  çeşitli faktörler kapsamlı bir tıbbi bakım içerisinde hayati öneme sahiptir.

Sağ alt kadran genellikle hastalığın bir parçası olarak görülmeyen halbuki -tüm diğer kadranlar gibi- hem hastalık hem de iyileşme bakımından neden oluşturan materyal, ekonomik ve sosyal faktörlerle ilgilidir. Size gıda temin edemeyen bir sosyal sistem sizi öldürecektir (ne yazık ki, aşırı fakir ülkelerde günlük olarak görüldüğü gibi). Gerçek dünyada sağ üst kadrandaki bir virüs ana sorun olabilir, ancak tedavi sunan bir sosyal sistem yoksa öleceksiniz demektir. Bu ayrı bir konu değildir; merkezi bir konudur, çünkü her olgu dört kadrana sahiptir. Sağ alt kadran ekonomik, sigorta, sosyal hizmet sistemleri ve hatta hastane odalarının fiziksel düzeni gibi (hareket rahatlığı, ziyaretçilerin girebilmesi vs.) basit faktörleri bile içine alır; çevresel zehirlerden söz bile etmiyorum.

Vazgeçilen şeyler, nedenin ve hastalığın yönetilmesinin “tüm kadranlar” yönüne işaret eder. “Tüm düzeyler” kısmı ise bireyin her kadranda sahip olduğu -fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal- düzeylere işaret eder (şekil 6’ya bakınız). Bazı hastalıklar büyük ölçüde fiziksel sebeplere dayalıdır ve bu yüzden fiziksel olarak tedavi edilmeleri gerekir (ayağınızın kırılması vs.) Fakat çoğu hastalıklar duygusalzihinsel ve ruhsalbileşenleri içerisine alan sebeplere dayalıdır ve tedavide bu bileşenlerin hepsi hesaba katılmalıdır. Dünyanın her yerinden yüzlerce araştırmacı hastalığın ve tedavinin “çok düzeyli” yapısı hakkındaki anlayışımıza ölçülemez değerde katkılar yapmışlardır (şamanik ve Tibet gibi büyük bilgelik geleneklerinin paha biçilmez katkıları da dahil). Yalnızca bu düzeylerin kadranlara eklenmesiyle çok daha kapsamlı ve çok daha etkili bir tıbbi model ortaya çıkmaya başlamıştır.

Kısacası gerçek anlamda etkili ve kapsamlı bir tıbbi plan tüm kadranları ve tüm düzeyleri kapsamına almalıdır: her kadran ya da boyut (şekil 3) -ben, biz ve o- fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal düzeylere ya da dalgalara (şekil 6) sahiptir ve gerçek anlamdaki integral tedavi tüm bu gerçeklikleri hesaba katmalıdır. Bu tip integral tedavi yalnızca daha etkili olmakla kalmaz aynı zamanda harcanan gidere oranla daha verimlidir ve işte bu yüzden organizasyonel tıp bile buna daha yakından bakmalıdır.

İntegral İş Hayatı

İntegral Modelin uygulamaları son zamanlarda iş alanında da göze çarpmaya başladı. Bunun sebebi uygulamaların çabuk sonuç vermesi ve somut olması. Kadranlar bir ürünün hayatta kalması için zorunlu olan dört “çevre” ya da boyutu oluşturuyor ve düzeyler bir ürünü üretmek ve satın almaya sebep olan değer tiplerini veriyor. Değerler hiyerarşisi üzerine yapılan araştırmalar -İş hayatı üzerinde büyük etkisi olan Maslow’un ve Grave’inkiler (Spiral Dinamikler) gibi çalışmalar- pazar hakkında gerçekten kapsamlı bir harita sunuyor (geleneksel pazarlar ve siber pazarlar).

Dahası integral modele dayalı liderlik eğitim programları da ortaya çıkmaya başladı. Günümüzde iş yönetimiyle ilgili dört büyük teori var (Bireysel davranışı vurgulayan Teori X; psikolojik anlayış üzerinde odaklanan teori Y; organizasyonel kültürü vurgulayan kültürel yönetim ve sosyal sistem ve onun yönetimini vurgulayan sistem yönetimi). Bu dört yönetim teorisi aslında dört kadranı oluşturuyor ve integral modelin doğal olarak bu dört yaklaşımın hepsini kapsaması gerekiyor. Buna düzeyleri ve hatları da eklediğinizde inanılmaz derecede zengin ve sofistike bir liderlik modeli ortaya çıkıyor ve bu günümüzde kolayca elde edilebilen en kapsamlı model.

İlişkilerle ve Sosyal Hayatla Bütünleşmiş Ruhsallık

Tüm kadranlar, tüm düzeyler yaklaşımının ruhsallıkla ilgili başlıca önermesi; fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal düzeylerin eş zamanlı olarak benlik kültür ve doğa içerisinde çalıştırılmasıdır (ben, biz ve o alanları). Bu tema üzerinde İntegral Dönüşümsel Uygulamadan sosyallikle bütünleşmiş ruhsallığa ve ruhsal yol olarak görülen ilişkilere dek pek çok varyasyonlar vardır. İntegral ruhsallığın imaları oldukça derin ve geniştir ve henüz yeni etki uyandırmaya başlamıştır.

İntegral Ekoloji

İntegral Enstitü gibi çeşitli kurumlar, integral ekolojiye öncülük etmekte ve çevresel problemler hakkındaki düşünce biçimimiz ve bu problemleri pragmatik biçimde nasıl çözebileceğimiz konusunda çeşitli öneriler sunmaktadırlar.

Temel fikir basittir: çevresel problemlere integral ya da kapsamlı bir yaklaşım dışındaki yaklaşımlar başarısızlığa mahkumdur. Hem iç (ya da sol el) hem de dış (sağ el) kadranlar hesaba katılmalıdır. Dışsalçevrenin sürdürülebilirliği açıkça gereklidir; ancak içsel alanlarda dünya merkezli değerler ve bilinç gelişmediği sürece çevre büyük risk altındadır. Dışsal çözümler üzerinde odaklanan görüşler problemi daha da artırmaktan başka bir işe yaramaz. Benlik, kültür ve doğa, ya bir arada özgürleştirilir ya da hiçbir şey olmaz. Bunun nasıl yapılacağı İntegral Ekolojinin ana konusudur.

Özet ve Sonuç

Bunlar İntegral modelin “uygulamaları”ndan yalnızca bir kaçıdır. Şimdi kısa bir özetle modelin ana noktalarını özetleyerek sonuçlandıracağız.

TKTD (AQAL) “tüm kadranlar, tüm düzeyler”in kısaltmasıdır ve bunun esas açılımı “tüm kadranlar, tüm düzeyler, tüm hatlar, tüm haller, tüm tipler”dir. Bu 5 temel element gerçek anlamda integral ve kapsamlı bir yaklaşım içerisinde yer alması gereken temel unsurlardır.

TKTD herhangi bir aktiviteyi organize etmek ya da anlamak için yönlendirici bir çerçeve olarak kullanıldığında ona İntegral İşletim Sistemi (Integral Operating System) ya da Temel İİS (IOSBasic) adını veriyoruz. İİS’nin daha gelişmiş biçimleri bulunmaktadır, fakat Temel İİS daha çok yönlü, kapsayıcı ve etkili bir yaklaşıma doğru ilerlemeye başlangıç için gerekli esas unsurlara sahiptir.

Elbette İİS yalnızca bir haritadır, daha fazlası değil. Arazinin kendisi değildir. Fakat şunu söyleyebiliriz ki şu an için sahip olduğumuz en kapsamlı haritadır. Dahası -bu önemlidir- İntegral Haritanın kendisi de gerçek araziye gitmemiz ve sözcükler, fikirler ya da kavramların çerçevesi içerisinde sıkışıp kalmamamız gerektiği üzerinde ısrar eder. Hatırlayın kadranlar birinci, ikinci ve üçüncü şahıs gerçekliklerinin yalnızca bir versiyonu değil miydi? İntegral Harita ve İİS yalnızca üçüncü şahıs pozisyonundaki kelimelerden ibarettir; onlar soyutlamalardır bir seri işaretlerden ve sembollerden oluşmaktadırlar. Fakat bu üçüncü şahıs kelimeler aynı zamanda birinci şahıs pozisyonundaki direk hisleri, deneyimleri ve ikinci şahıs diyaloğu, temas ve kişiler arası sorumluluğun yanı sıra bilinci de içerdiğimizi söylemektedir. İntegral Haritanın kendisi şöyle der: bu harita yalnızca bir üçüncü şahıs haritadır, bu yüzden diğer önemli gerçeklikleri unutmayın, kapsamlı bir yaklaşımda bunların hepsi işin içine katılmalıdır.

İşte bir diğer önemli sonuç. İİS tarafsız bir çerçevedir; size ne düşüneceğinizi söylemez ya da size belli bir ideolojiyi empoze etmez veya farkındalığınızı herhangi bir şekilde zorlamaz. Örneğin insan varlıklarının uyanıklık, rüya ve derin uyku hallerine sahip olduğunu söylemek uyanıkken ne düşünmeniz gerektiğini ya da rüyada ne göreceğinizi söylemek değildir. Söylediği yalnızca eğer daha kapsamlı hareket etmek istiyorsanız tüm halleri göz önüne almanız gerektiğidir.

Benzer biçimde her durumun dört kadrana sahip olduğunu söylemek -ya da yalnızca “ben,” biz,” ve “o” boyutları- “ben”in ne yapması gerektiğini ya da “biz”in ne yapması gerektiğini ya da “o”nun ne yapması gerektiğini söylemek demek değildir. Söylediği tek şey tüm önemli olasılıkları işin içerisine katmaya çalışıyorsanız birinci, ikinci ve üçüncü şahıs perspektiflerini kapsadığınızdan emin olmanızdır. Çünkü onlar dünyadaki tüm gelişmiş lisanlarda mevcuttur.

İİS’nin tarafsız bir çerçeve olması sebebiyle, hemen her durumda daha büyük netliğe, sorumluluğa, kapsamlılığa sahip olmak ve daha başarılı olmak için kullanılabilir; bu başarı ister kişisel dönüşüm, sosyal değişim, iş başarısı, başkalarına yardım ister mutluluk anlamında ele alınsın fark etmez.

Fakat her şeyden önemlisi, İİS’nin herhangi bir disiplin tarafından kullanılabilmesi sebebiyle -tıptan sanata, iş yaşamından ruhsallığa, politikadan ekolojiye- tarihte ilk defa bütün bu disiplinler arasında kapsamlı ve verimli bir diyalog başlatılabilir. İİS’yi iş alanında kullanan bir kişi, onu şiir, dans ya da sanat alanında kullanan bir kişiyle kolay ve etkili bir biçimde diyalog kurabilir, çünkü ortak olarak iletişim kurabilecekleri bir dile ya da ortak bir işletim sistemine sahiptirler. İİS’ni kullanırken onun üzerinde yüzlerce programı çalıştırmakla kalmazsınız, tüm bu programlar birbirleriyle iletişim kurabilir ve birbirlerinden bir şeyler öğrenebilir, böylece varoluşun, bilişin ve eylemde bulunmanın daha büyük boyutlarına doğru giden evrimsel bir hareketi başlatmış olur.

İşte bu sebeple İntegral Üniversitesi dünyanın ilk integral öğrenim topluluğudur. Çünkü daha önceleri birbirleriyle tutarsız diller ve terminolojiler yüzünden birbirinden ayrılmış çeşitli beşeri aktivitelerin tümü İntegral İşletim Sistemini kullanarak birbirleriyle etkili biçimde iletişim kurmaya başlayabilir ve bu disiplinlerin her biri diğerleriyle anlaşabilir ve onlardan bir şeyler öğrenebilir. Bu tarihin hiçbir noktasında etkin olarak gerçekleşmiş bir durum değildir.

Aslında yakından baktığımızda hepsi birkaç basit noktada toplanır. Kendi gelişiminiz içerisinde benlik, kültür ve doğayı daha yüksek, daha geniş ve daha derin varlık modlarına doğru taşıma kapasitesine sahipsiniz. Doğruluk, İyilik ve Güzellik kapasiteniz derinleşip genişlerken izole “ben” kimliğinden “biz” kimliğine ve hatta daha derinde “hepimiz” -her yerdeki tüm zeki varlıklar- kimliğine doğru genişleyebilirsiniz. Bu da, benlik içinde idrak edilen, doğada somutlaşan ve kültür içinde ifade edilen, sürekli gelişen bilinç, sürekli genişleyen kapsayıcılık anlamına gelir.

Bedeni, zihni ve ruhu, benlik, kültür ve doğa içerisinde yetiştirmek. İşte bu, İntegral Düşüncenin hedefidir.