• Link to Facebook
  • Link to X
  • Link to Instagram
  • Link to Youtube
M. Reşat Güner | Kişisel Web Sitesi
M. Reşat Güner
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Yazılar
    • Genel
    • Bilinç
    • Konferans Özeti
    • Müzikterapi
    • NLP & Zihin
    • Ruhsallık
    • Rüyalar
    • Şiir
    • Tanıtım
    • Yaratıcılık
  • Videolar
    • Konferanslar
    • Sohbetler
  • CD&Digital Yayınlar
  • Müzik
  • İletişim
  • Etkinlikler
  • Menu Menu

İnançlarımız Yaşamımızı Nasıl Etkiliyor?

Hepimiz aynı dünyada yaşıyor, aynı havayı soluyoruz. Doğup büyüdüğümüz yerdeki insanlarla aynı dili konuşuyoruz. Kendi dışımızdaki gerçekliğin nesnel varoluşunda bizden bağımsız gibi gözüken bir yönü var. Ancak bizim için aslında “dışımızdaki gerçeklik” diye bir şey yok.

Bunu okuyan pek çok kişinin zihninde kocaman bir “?” işaretinin belirdiğini görür gibiyim. “Bu saçmalık. Dışımızdaki dünya dışımızda; içimizde olanlar da dışarı ifade etmediğimiz sürece içimizde. İşte etraftaki eşyalar, sandalyeler, masa, bilgisayar… Bunlar benim dışımda. Düşüncelerim, imgelerim, duygularım… Bunlar da benim içimde…” diyebilirsiniz.

Bunların hepsi doğru. Ancak ortada bir gerçek var. Dışımızdakileri hangi yolla algılıyoruz? Duyularımız yoluyla. Peki dışımızda olanları direk olarak mı algılıyoruz? Hayır. Çünkü “dışımızdakiler” diye algıladığımız aslında beynimizin bizim için oluşturduğu bir simülasyon. Yani yalnızca bir imge. Eğer beynimiz, duyu organlarımız ve sinir sistemimiz farklı bir biçimde dizayn edilmiş olsaydı, biz kendi dışımızdaki gerçekliği çok farklı biçimde algılayacaktık. Örneğin gözlerimiz eğer kızılötesi frekansları görebilseydi gece karanlığında bile görebilecektik. Nitekim böyle canlıların olduğunu gayet iyi biliyoruz.

O halde dışımızdakiler diye nitelendirdiğimiz gerçeklik pek de objektif bir gerçeklik değildir. Çünkü bizim algıladığımız gerçeklik duyularımızın ve beynimizin filtresinden geçmiş bir imgedir. Duyularımızın sınırlı olması elbette bizim biyolojik yapımızın doğal bir sonucu. Ancak algılarımızı sınırlayan başka pek çok mekanizma var. Bunların en önemlilerinden bir tanesi belki de en önemlisi inançlarımızdır.

İnançlar kendimiz, başkaları ve çevremizdeki dünya hakkında oluşturduğumuz yargı ve değerlendirmelerdir. İnanç konusu olan şeyin gerçek ya da gerçek dışı olmasının hiçbir önemi yoktur. İnandığımız her şey bizim kendi gerçekliğimiz içerisinde her şeyden daha gerçektir. Hem de öylesine gerçektir ki bedenimizdeki pek çok fizyolojik mekanizma ve hatta duyularımız bile inançlarımızın etkisi altındadır. Yani inançlarımız duyularımızın işleyişi üzerinde büyük bir etki sahibidir.

Bir şeyi yalnızca yapabileceğinize inanarak yapamayabilirsiniz. Ancak bir şeyi yapamayacağınıza inanırsanız kesinlikle yapamazsınız. Çünkü büyük olasılıkla onu denemezsiniz bile.

İnançların büyük çoğunluğu beynimizin derinliklerinde gizlenmiştir. Onların farkında bile değilizdir. Ancak tüm yaşantımızı şekillendirir, algılarımızı sınırlar, sağlığımızı bozar ve tüm sınırlarımızı belirlerler. Elbette bunların tersi de mümkündür. Çünkü inançları “sınırlayıcı inançlar” ve “kaynak yaratan inançlar” olarak ikiye ayırabiliriz.

İnançlarımızı keşfedip tanımanın en kolay yolu kendi içimizdeki konuşmaları takip etmektir. Çünkü inançlarımız derinde yatar ancak onların yüzeye çıkan bir yönü de vardır. İşte sınırlayıcı inançları işaret eden çeşitli ifadeler:

“Artık çok geç.” “Bu durumda yapabileceğim hiçbir şey yok” “Benim kaderim bu.” “Ben başarısız bir insanım.” “Yeteneksizim.” “Anamdan şanssız doğmuşum.” “Matematiğe hiç kafam çalışmaz.” “Bu yaştan sonra …….’yı öğrenemem.” “Ben yaratıcı bir insan değilim.” “Biz adam olmayız.” “Zeka 20 yaşına kadar gelişir.” “Dünya düz bir tepsidir.” “Üşütürsen hasta olursun.” vs. vs.

Buna benzer ifadeleri kendi yaşamınız içerisinde yakalayabilirsiniz. Bu tip ifadelerin kökeninde yatan inançlar bizim dünyaya bakış açımızı sınırlar ve önümüzdeki fırsatları görebilmemize engel olur. Ve öyle olduğuna inandığımız sürece bulunduğumuz noktadan bir adım bile ileri gitmemiz mümkün değildir.

İnançlarımızın etkili olduğu bir başka nokta sağlık durumumuzdur. Eğer hasta olduğunuza inanırsanız kendinizi gerçekten hasta edebilirsiniz. Eğer iyileşeceğinize inanırsanız çabucak iyileşirsiniz. Kanser hastaları üzerinde yapılan çeşitli araştırmalar öleceğine inanan hastaların gerçekten daha çabuk öldüğünü ancak bundan kurtulacağına gerçekten inananların büyük ölçüde kanseri yendikleri görülmüştür. Plasebo, yani hiçbir etken madde içermeyen boş ilaçları duymuşsunuzdur. Bunlar genellikle ilaç sanayinde yeni çıkan bir ilacın etkisini test etmek için kullanılır. Ancak bazen plasebolar gerçek ilaçlar kadar etkili olabilmekte hatta daha güçlü bir etkiye sahip olabilmektedir. Yeter ki plaseboyu alan kişi aldığı ilacın kendisini iyileştireceğine inansın.

İnançların gücüne bir başka güzel örnek spor alanından. 6 Mayıs 1954 tarihine kadar 1 milin 4 dakikanın altında koşulamayacağına inanılmaktaydı. Ancak bu tarihte Roger Bannister isimli atlet daha öncesinde kimsenin yaklaşmayı bile başaramadığı 4 dakika rekorunu kırdı. Bundan yalnızca 6 hafta sonra John Lundy isimli Avustralyalı atlet bu rekoru bir saniye daha düşürerek geliştirdi. Bunu takip eden 9 yıl içerisinde iki yüze yakın atlet bir zamanlar kırılamaz denilen bu rekoru kırmayı başardı. Çünkü artık pek çok kişi bunun yapılabileceğine inanıyordu. Büyük olasılıkla daha önceki atletlerden bazıları da bu rekoru kırabilecek kapasiteye sahiptiler. Ancak buna inanmadıkları için yapamamışlardı.

İnançların gücü konusunda diğer bir ilginç örnek de şöyle: Zeka testi sonucunda normal zekaya sahip oldukları saptanan bir grup öğrenci iki ayrı öğretmen tarafından eğitilmek üzere iki gruba ayrılır. Çocukların hepsi aynı zeka düzeyinde olmasına karşın öğretmenlerden birisine bir grubun daha zeki diğer grubun ise daha yavaş öğrenen çocuklardan oluşturulduğu söylenmiştir. Bir yıl sonra yapılan ikinci testte daha zeki olduğu söylenen çocukların test sonuçları diğer gruba göre çok daha yüksek çıkmıştır. Anlaşılan odur ki, öğretmenlerin çocuklar hakkındaki inançları onların öğrenim yeteneklerini etkileyebilmiştir.

Bu örneklerin tümü inançlarımızın, ilişkilerimizi, zeka düzeyimizi, yaratıcılığımızı, kişisel başarı ve hatta mutluluğumuzu bile nasıl şekillendirip belirlediğini açıkça gözler önüne sermektedir. İnançlarımızın büyük çoğunluğu, çocukluk dönemimizde ailelerimiz, öğretmenlerimiz, medya vs. kanallar tarafından enjekte edilmiştir.

Eğer gerçekten inançlarımızın yaşamımız üzerinde bu kadar büyük bir gücü ve etkisi varsa, onların bizi kontrol etmesine izin vermeden biz onları nasıl kontrol altına alabiliriz?

Elbette bu konuda yapılabilecek pek çok şey var. Ancak bu, önümüzdeki zamanda başka bir yazının konusu olacak…

Archive

  • Ekim 2021
  • Mart 2020

Categories

  • Bilinç
  • Genel
  • Konferans Özeti
  • Müzikterapi
  • NLP & Zihin
  • Ruhsallık
  • Rüyalar
  • Şiir
  • Tanıtım
  • Yaratıcılık
© [2021] Her hakkı saklıdır. - M. Reşat Güner
  • Link to Facebook
  • Link to X
  • Link to Instagram
  • Link to Youtube
Link to: Zihinsel Özgürlük Link to: Zihinsel Özgürlük Zihinsel Özgürlük Link to: Kendimizi Kötü Hissetmek Zorunda mıyız? Link to: Kendimizi Kötü Hissetmek Zorunda mıyız? Kendimizi Kötü Hissetmek Zorunda mıyız?
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön

This site uses cookies. By continuing to browse the site, you are agreeing to our use of cookies.

Accept settingsHide notification onlySettings

Cookie and Privacy Settings



How we use cookies

We may request cookies to be set on your device. We use cookies to let us know when you visit our websites, how you interact with us, to enrich your user experience, and to customize your relationship with our website.

Click on the different category headings to find out more. You can also change some of your preferences. Note that blocking some types of cookies may impact your experience on our websites and the services we are able to offer.

Essential Website Cookies

These cookies are strictly necessary to provide you with services available through our website and to use some of its features.

Because these cookies are strictly necessary to deliver the website, refusing them will have impact how our site functions. You always can block or delete cookies by changing your browser settings and force blocking all cookies on this website. But this will always prompt you to accept/refuse cookies when revisiting our site.

We fully respect if you want to refuse cookies but to avoid asking you again and again kindly allow us to store a cookie for that. You are free to opt out any time or opt in for other cookies to get a better experience. If you refuse cookies we will remove all set cookies in our domain.

We provide you with a list of stored cookies on your computer in our domain so you can check what we stored. Due to security reasons we are not able to show or modify cookies from other domains. You can check these in your browser security settings.

Other external services

We also use different external services like Google Webfonts, Google Maps, and external Video providers. Since these providers may collect personal data like your IP address we allow you to block them here. Please be aware that this might heavily reduce the functionality and appearance of our site. Changes will take effect once you reload the page.

Google Webfont Settings:

Google Map Settings:

Google reCaptcha Settings:

Vimeo and Youtube video embeds:

Privacy Policy

You can read about our cookies and privacy settings in detail on our Privacy Policy Page.

Gizlilik politikası
Accept settingsHide notification only