Zihinsel Özgürlük

Hepimizin kendisine göre bir düşünüş ve algılama tarzı vardır. Ve bunlar bizim kişiliğimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Hepimiz zaman içerisinde değişmekle birlikte dünyayı kendimize göre belli bir biçimde algılarız.  Bu, beğensek de beğenmesek de kabullenmemiz gereken bir olgudur. Çünkü her yetişkin insanın kendisine göre bir geçmişi vardır ve geçmişe ait kayıtlar bizim tüm kişiliğimizin dokusuna işlemiş durumdadır. Yani ne kadar inkar etsek de, unutup bastırsak da hepimiz geçmişin çocuklarıyız.

Okumaya devam…

Rüyalar, Gerçeklik ve Bilinçdışı

M. Reşat Güner © 2014

Şu anda bu yazıyı okurken bunun bir rüya olup olmadığını nasıl bilirsiniz? “Bu bir kelime oyunu, şu anda uykuda olmadığımın farkındayım. Çünkü uyumadığımı biliyorum.” diye düşünebilirsiniz. Fakat bu konuda karar vermek için acele etmeyin. Çünkü şu anda bu yazıyı okurken rüya görüyor olabilirsiniz… Bunun doğru olmadığını tekrar kontrol etme ihtiyacı hissettiniz mi? Bunun doğru olmadığını yüzde yüz ispatlamak mümkün değildir. Çünkü bazı rüyalarımız gerçek yaşamdan bile daha gerçektir. Rüyanızda  canınızın acıdığını hatırlıyor musunuz?

Okumaya devam…

Kendimizi Kötü Hissetmek Zorunda mıyız?

Günlük yaşam içerisinde duygusal haletimiz sürekli olarak değişir. Çoğunlukla kendi dışımızda gelişen olaylara karşı kendi içimizden çeşitli tepkiler oluştururuz. Ve gördüğümüz, duyduğumuz, yaşadığımız her şey bizim üzerimizde farklı hisler meydana getirebilir. Davranışlarımız da genellikle bu duyguların ya da hislerin etkisine bağlı olarak çeşitli tepkiler tarzında ortaya çıkar. Bu tepkileri dışımıza çeşitli biçimlerde yansıtabildiğimiz gibi bazen de yalnızca kendi içimizde tutarız. Ama her ne olursa olsun algıladığımız her şey bizde az ya da çok bir tepki oluşturur. Bu tepkiler bilinç düzeyine ulaşabildiği gibi bazen de sadece bilinçdışı düzeyde kalır. Yani etrafımızda bir şeyler olur, biz onun farkına varmayız, ama kendimizi bir anda iyi ya da kötü hissederiz.

Okumaya devam…

Tereddütlerin Üstesinden Gelmek

Hepimiz yaşam boyunca çeşitli fırsatlarla yüzyüze geliriz. Bazen bu fırsatları kendi çabamızla yarattığımız gibi, bazen de hiç beklemediğimiz anda bazı fırsatlarla yüzyüze geliriz. İşte bu noktada bizi engelleyen en önemli unsurlardan bir tanesi tereddüt etmektir. O an hızlıca vermemiz gereken bir karar vardır, ancak bu kararı vermekte tereddüt ederiz. Ve böylece o fırsat da kaçar gider. Belki de bu fırsat önümüze bir daha aynı şekilde asla gelmeyecektir.

Okumaya devam…

Harita Arazinin Kendisi Değildir

Hepimiz aynı dünyada yaşıyor, aynı havayı soluyor, benzer şeyler yiyor ve benzer durumları yaşıyoruz. Ama yine de her birimiz dünyayı kendimize göre algılıyoruz. Bu belki de çoğu zaman dikkat etmediğimiz ya da üzerinde düşünmediğimiz bir şey. Çünkü çoğu zaman diğer insanların da dünyayı bizim gibi algıladığını “zannediyor” olabiliriz. Ama aslında hiç birimiz, birbirine çok yakın düşünen insanlar bile, dünyayı aynı biçimde algılamıyoruz. Çünkü her birimiz farklı bir geçmişe, farklı bir genetik materyale ve farklı bir psişeye sahibiz. Bu durumda her birimiz aslında kendine özgü bir zihin yapısına sahibiz.

Okumaya devam…