“New Age” Akımı Hakkında Bir Söyleşi

Yıl 2006 olabilir. New Age hakkında, hatırlayamadığım birinin benimle yaptığı röportajın metni…

1. New Age ideolojisi Türkiye’ye ne zaman geldi? Bütün dünyayla aynı anda mı yükseliş yaptı yoksa sonradan mı geldi? Türkiye’de öncü veya öncüler var mı?

New Age akımının Türkiye’ye gelişinden önce ilk ortaya çıkışına değinmek isterim. Bu hareket aslında tamamen anonim olarak ortaya çıkmış bir harekettir. Bu ismin ilk olarak nerede ve ne zaman konduğunu, yani New Age adının nasıl ortaya çıktığını tam olarak bilmiyorum. Ama bu, aslında kökleri 1950 ve 1960’lardaki hippilik hareketlerine kadar gidiyor. Yani bunun ortaya çıkışının asıl sebebi insanlardaki bir tür vicdani uyanış aslında. Herhangi bir yola (dine) ya da yasakçı bir sisteme dayanmaksızın kendi doğrusunu kendisi bulma ve kendi yolunun taşlarını kendisi döşeme isteğinden kaynaklanan bir çıkış. Hippilik hareketi her ne kadar sonradan yozlaşsa da aslında ilk ortaya çıkışında gerçekten temiz bir şeyler var. Yani ilk çıkış kökeni itibarıyla oldukça vicdani bir hareket. Aslında din dışı bir ruhsallık arayışı insanlarda 1960’tan itibaren ortaya çıkmış bir şey değil. Çünkü bunun kökleri tarihin çok eski dönemlerine kadar uzanıyor. Tüm dinlerin bir herkese yönelik “egzoterik” bir de herkesin bilgisi dahilinde olmayan “ezoterik” tarafı var. Bu herkes tarafından bilinmeyen ve anlaşılmayan “ezoterik” yani batıni taraf tarihin her devrinde var olmuş. Aslında bizdeki Mevlana bunun çok güzel bir örneğidir. Onun fikirleri hem kendi devrinin hem de genel İslam realitesine göre çok daha kapsamlı ve ileridir. Tabii bu ezoterik çalışmalara çok fazla örnek gösterilebilir. (Mektubun sonunda yararlanabileceğiniz kaynaklar hakkında bir fikir verdim. )

İnsanlarda görünenin ötesinde yani duyularla algılayabildiğimiz dünyanın ötesindeki gerçekleri kavrama isteği ve gayreti her devirde var olmuştur. Buna aslında “hakikat” arayışı da diyebiliriz. Yani evrenin anlam ve amacının araştırılması. İşte bu arayışın sonucu olarak Batı’da 1850’lerden itibaren ortaya çıkan spiritizm akımını görüyoruz. O devrin birçok ünlü bilim adamı ruhsal fenomenleri araştırmak için seferber olmuşlar.

Bu arada Hindistan’dan batıya göç eden bazı yoga ustaları da ruhsal çalışmalar içerisindeki yerini almış. Kısacası özellikle Amerika ve Avrupa’da 1960’ların sonlarında başlayıp 1970’lerde hareketlenen ve sonrasında 1980’lerde hızını artırarak 1990 ve 2000’lerin ilk yıllarında iyice gelişen bir arayış var. New Age aslında özel bir tarikat ya da benzeri bir hareket değil. İşin içerisinde ruhsallık, doğal yaşam ve doğal beslenme, içsel gelişim, metafizik, yoga, meditasyon ve zihinsel gelişim teknolojileri, UFO’lar vb. unsurların yer aldığı mevcut gerçekliğin ötesindeki daha doğal ve daha geniş bir bakış açısının hakim olduğu bir dünya görüşü. Tabii bu görüşün içerisinde aynı zamanda insanlığın yeni bir çağın eşiğinde olduğu fikri de var.

Kısacası New Age öğretisi herkesin kendisine göre anlayıp yorumladığı bir isim aslında.

Bizim ülkemize gelince. Bunun gelişimine ben bizzat şahit oldum. Ülkemizde ruhsal konularla ilgili ilk ciddi araştırmalar Dr. Bedri Ruhselman’ın önderliğinde başlamış ve sonradan 1950 yılında Ruhselman’ın kurmuş olduğu “Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği” ile yürümüş. Ruhselman’dan sonraki en önemli isim Ergün Arıkdal’dır. Kendisini şahsen pek çok defalar görme şansım oldu. Ancak 1997 yılında vefat etti.

Ergün Bey ülkemizde ruhsal konularla ilgili pek çok yayın yapılmasına vesile olmuştur. Ve herhalde New Age konusu ile ilgili olarak da belki de bu konuyu ülkemizde ilk telaffuz edenlerden biridir. Ancak kendisi yaşadığı sürece herhangi bir öğretinin savunuculuğunu yapmamıştır. Yalnızca kendi araştırmaları ve deneyimleri sonucunda elde etmiş olduğu temel ruhsal bilgileri paylaşmış ve bu konuda pek çok kitap yayınlanmasına vesile olmuştur.

1994 yılında Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği üyeleri tarafından Ergün Bey’in önderliğinde İnsanlığı Birleştiren Bilgiyi Yayma Vakfı (BİLYAY) kurulmuştur.

Ayrıca bu dernek ve sonrasında vakıf tarafından yayınlanan Ruh ve Madde Dergisi 1960 yılından beri aralıksız yayınlanan ve Türkiye’de yayın hayatına aralıksız en uzun süre devam eden dergidir. Yine bu Vakfın yayınevi olan Ruh ve Madde Yayınları ve Meta Yayınları da konuyla ilgili yayınlar yapmaktadır. (Aşağıdaki kaynak sitelerde linkleri görebilirsiniz.)

1960 ve sonrası Türkiye’deki öncü kuruluş bu bahsettiklerim. Daha sonra özellikle 1990’lardan sonra çeşitli yayınevleri de konuyla ilgili çeşitli kitaplar yayınladı. Ve hatta yalnızca bu konularda yayın yapan bazı yayınevleri de kuruldu.

Biz de İzmir’de 1996 yılında Ege Meta Yayınları adlı bir yayınevi kurduk. Ve halen bu yayınevi yayın hayatına devam ediyor.

2. New Age (kitapları) kimleri hedefliyor?

New Age kitapları her türden insanın alıp okuyabileceği kitaplardır. Ve her kitleden insanı hedefler. Çünkü ana konu insan ve insanın içsel gelişimi olduğu için günümüzde pek çok insan bu konularla ilgilenmektedir. Dolayısıyla bu tarz kitapları toplumun her kesiminden insanlar alıp okuyabiliyor.

3. Ürünleri hedeflenen kitle mi satın alıyor? Yoksa beklenmedik bir kitle de var mı?

Ürünleri her kesimden insan alabiliyor. Tabii bildiğiniz gibi Türkiye’deki okuma oranı malum. Ama kitap okuyan kesim bir ucundan mutlaka bu tarz kitapları da okuyor. Tabii sırf bu kitapları yakından takip eden bir kitle de var.

4. New Age kitaplarının satışı ne kadar? Ya da pazar ne durumda?

Bizim bu konuda bir Pazar araştırmamız yok. Ancak biz kitapları genelde 1500 – 2000 adet basıyoruz. Yayınevimiz (Ege Meta Yayınları) popülariteden ziyade kaliteye önem veren bir yayınevidir. Piyasada çok satan New Age kitapları da oldu (Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, Bir Çift Yürek vb., Richard Bach’ın kitapları vs). Ama bu konuda sürekli bir artış söz konusu. Yani giderek daha fazla insan kendi iç varlığıyla ilgili bazı şeyleri merak eder halde.

5. New Age bir trend midir? Yükselişini neye bağlıyorsunuz?

Bence New Age salt bir trend değil. Zaten New Age kapsamındaki konularla ilgilenen herkes buna New Age ismini vermiyor. Aslında ruhsallıkla ciddi ilgilenen bazı yazarlar ve araştırmacılar New Age’cileri inangaçlıkla ve ciddiyetsizlikle suçlarlar.

Ben bunun yükselişini insanların kendilerine sunulmuş olan mevcut haritaları yetersiz bularak daha geniş bir gerçeklik haritasına sahip olma isteğine bağlıyorum. Yani bu tür konulara ilginin artması insanların bunalımdan kaçma ve heyecan arama gibi tutkularının daha ötesinde kendi varlığını ve içinde yaşadığı gerçekliği daha derinden kavrama ihtiyacının bir sonucu olarak gelişiyor.

Konuyla ilgili çeşitli kaynaklar

New Age – Yeni Çağ Akımı, Lorna St. Aubyn, Ege Meta Yayınları